KOLTUK SEVDALILARI, MASKELİ HANÇERLER VE ZİNDAN VAKARI
30.10.2026 11:48
Siyaset ve cemiyet hayatı, konfor fırtınasında savrulanlarla çile tezgahında pişenlerin amansız mücadelesine sahnedir. Gücü elinde tutarken mangalda kül bırakmayanların, altlarından o koltuklar çekilince nasıl birer hırçın figüre dönüştüklerini, duruşlarının nasıl laçkalaştığını hepimiz ibretle ve tiksintiyle izliyoruz. Menfaat muslukları kesildiği an dün tapındıklarına bugün saldıranlar, ne yazık ki her büyük hareketin bağrına saplanmış en büyük hançerdir.
Bu hareketin en büyük sancısı; liderine ve teşkilatına sonuna kadar, kayıtsız şartsız bağlı olan öz evlatlara atılan kirli iftiralardır. Ne acıdır ki, kendileri aday gösterilmediği ya da istedikleri makamları koparamadıkları sürece sandıkta asla oy vermeyen, her kritik virajda teşkilatın altını oyan bu asalak takımı, ekranlarda ve meydanlarda hep "sureti haktan" görünür. Ağızlarından dava lafı düşmez, sadakat dersi vermeye kalkarlar; ancak ilk fırsatta lideri sırtından hançerlemekten, kurulan kumpaslara lojistik destek sağlamaktan da geri durmazlar. Bunların davası koltuk, kıblesi şahsi ikbaldir.
Bir tarafta adaylık kapamadığında küsen, liderini arkadan vuran, ağzı burnu oynayan bu omurgasız muhterisler; diğer tarafta ise en ağır kumpaslarla, iftiralarla ve suni kamuoyu baskılarıyla karşı karşıya kalmasına rağmen duruşunu milim bozmayanlar var. Cezaevi duvarları arasında, haksızlığın ve algı operasyonlarının en katmerlisine uğramışken bile "Çile, davanın çilesidir" diyerek yiğitçe duran, sabırla hücrelerde volta atan adamlardan bahsediyorum. Onlar, ne zindan karanlığında ne de dışarının kirli fırtınalarında tek bir gün bile sadakatsizlik yapmadılar. Teşkilatın adını, liderin izzetini korumak için kendi hayatlarını feda ettiler de tek bir kelimeyle bile olsa teslim bayrağı çekmediler.
Şimdi sormak gerek: Kendi nefisleri için davayı satan, aday olmayınca sandığa gitmeyen, lideri arkadan hançerleyip yüzümüze sırıtan o maskeli hainlerle; zindanda sabır kuşanmış o yiğitleri nasıl bir tutalım?
Tutmam! Tutarsam adalet incinir, vicdan sızlar; tutarsam Allah hesap sorar...
Oldum olası koltuk ülkücülüğü yapanlara, makamdan güç alıp makam gidince ya da çıkarı bitince davaya sırt dönen muhterislere karşı derin bir öfke duyarım. Gerçek dava adamlığı, iyi günde konforlu odalarda alkış toplayıp, ilk fırtınada teşkilata çamur atmak değil; dar günde, zindanda, iftira fırtınalarında bile o sancağı dik tutabilmektir.
Bugün duruşuyla, sabrıyla ve sadakatiyle herkese örnek olması gereken iki isim var karşımızda: Tolgahan Demirbaş ve Emre Yüksel.
Zindanda sabır kuşanmış, uğradıkları haksızlığa rağmen sadakatle bekleyen bu iki yiğidin vakur duruşu, koltuk peşinde koşan, adaylık dilenen ve bulamayınca ihanet bayrağı açan tüm muhterislere tokat gibi bir ders olmalıdır. Çileye talip olmayanların, davanın ihtişamına ortak olmaya hakkı yoktur.
Örnek alın... Çünkü tarih, koltuk gidince eğilen, aday olmayınca sırt dönen korkakları değil; zindanda bile liderine ve teşkilatına sadakatle bağlı kalan yiğitleri yazar!
Vesselam…
Etiketler:
Yorumlar (0)
İlgili Haberler
02.11.2026

Son Haberler
ERHAN USTA ÇOK USTA!
MHP'li Ersoy'dan Kartal Kavşağı Projesi'ndeki yüklenici firmaya tepki: İşçi kardeşlerimizin bir kuruş alın terini yerde bırakmayız
ASELSAN'a kalp akciğer makinesi ile Aziz Sancar Ödülü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile görüştü