ERHAN USTA ÇOK USTA!
02.11.2026 13:28
Türk bürokrasisine ve Türk siyasi hayatına Ülkücü Hareket ile Sayın Devlet Bahçeli tarafından kazandırılan Erhan Usta, unutulmaya yüz tuttuğu şu süreçte, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun Anıtkabir çıkışında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli beyefendinin koluna girmesiyle birlikte bir çıkış yaparak ismini tekrar gündeme yazdırmayı başardı.
Bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var: Erhan Usta, Ülkücü Hareket'in geçmişte en güçlü olduğu kurumların başında gelen, Türk dünyasının Başbuğ’u Alparslan Türkeş beyefendinin kurduğu Devlet Planlama Teşkilatı’na (DPT) uzman yardımcısı olarak alelade bir görevle girmiştir. Daha sonra Sayın Devlet Bahçeli’nin koalisyon ortağı olduğu 57. Hükümet döneminde basamakları hızla tırmanan bir figür haline gelmiştir. Daha da önemlisi, FETÖ’nün bürokraside en hakim olduğu dönemlerde, bırakın önemli konumlardaki ülkücü bürokratları, Anadolu’nun ücra köşelerindeki ülkücü memurların bile “gök ekin” gibi biçilerek sistem dışına itildiği devirlerde, kendisi basamakları hızla tırmanmaya devam etmiş şanslı bir bürokrattır.
2015 seçimleriyle birlikte yine Sayın Bahçeli’nin bizzat listebaşı etmesiyle milletvekili olmuş; ancak 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminden sonraki süreçte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı FETÖ terör örgütü ve yabancı istihbarat servisleri tarafından yürütülen işgal girişimine karşı, Ülkücü Hareket'in ve Sayın Devlet Bahçeli’nin demokrasinin, devletin ve seçilmiş hükümetin yanında kale gibi durduğu dönemde, bize göre anlamsız çıkışlar yapmıştır. Bu tutumu sebebiyle MHP’den ihraç edilmiş ve nihayetinde 2020 yılında İYİ Parti saflarına geçmiştir.
Şimdi sormak gerekiyor: Erhan Usta, bu kadar tecrübeli bir bürokrat ve siyasetçiyken bu "acemi" görünen çıkışı neden yapmıştır? Diğer bir deyişle, bu "ustaca" hamlenin arkasındaki asıl sebep nedir?
Buraya kadar olan kısım durumun net bir tespitidir. Buradan sonra ise, görebildiğimiz ve anlayabildiğimiz kadarıyla bu tavrın arkasındaki planlı çıkışın sebeplerini irdeleyelim.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: Bana göre de Müsavat Dervişoğlu’nun sergilediği o tavır asla bir “insani refleks” değildir. Bu hususta Erhan Usta’ya hak veriyorum. Çünkü Müsavat Dervişoğlu’nun diğer siyasi parti genel başkanlarıyla karşılaştığında takındığı o abartılı yakınlaşma ihtiyacı ve yüzünde açan gülücükler tesadüfi değildir. Bu durum, güce olan tutkunun, erimekte olan partisini ve daha da önemlisi kendi milletvekilliği unvanını koruma içgüdüsünün bir tezahürü olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla Erhan Usta bu saptamasında haklıdır. Fakat Erhan Usta’nın bu çıkışının arkasındaki sözde milliyetçi ve sözde ülkücü dünya görüşü tamamen yapaydır; ardında tamamen tribünlere oynama içgüdüsü barındırmaktadır.
Nasıl mı? Ülkücülüğü Milliyetçi Hareket Partisi bünyesinde siyasi bir izdüşüm haline getiren cennet mekan Başbuğ Alparslan Türkeş’e idam cezası isteyen, bununla da yetinmeyip yüzlerce ülkücüyü darağacına göndermek için olmadık yollara başvuran 12 Eylül darbesinin kudretli savcısı Nurettin Soyer’in oğlu Tunç Soyer’e İYİ Parti destek verirken ve Müsavat Dervişoğlu onunla gülücükler saçan fotoğraflar paylaşırken Erhan Usta’dan en ufak bir tepki görmedik! Dönemin HDP Eş Genel Başkanı ile gülücükler saçan fotoğraflar veren Dervişoğlu’na karşı böyle bir tavır takındığına hiç şahit olmadık. Dönemin HDP milletvekillerinin meclis genel kurulunda İYİ Parti sıralarına dönerek "PKK sayesinde o koltuklarda oturuyorsunuz" diye haykırdığı günlerde, Erhan Usta’dan en ufak bir açıklama veya rahatsızlık beyanı duymadık. Partilerinden "FETÖ buraya hakim oldu, o yüzden istifa ediyoruz" diyerek ayrılan kuruculara karşı "Söylediklerinizin aslı astarı yok" diyerek partisini savunmadığı gibi, "Eğer madem öyleyse ben de istifa ediyorum" diyecek onurlu bir tavra da bürünmedi. Bu tespitleri sayfalarca çoğaltabiliriz.
Peki, dün bunlara susan Erhan Usta, neden şimdi PKK’nın, DHKP-C’nin, FETÖ’nün, MOSSAD’ın, CIA’in ve BND’nin nefret ettiği; buna karşın Türk milletinin ezici çoğunluğunun saygı ve hürmetle baktığı Sayın Devlet Bahçeli’nin koluna girilmesi üzerinden bu kadar büyük bir tepki veriyor?
Çünkü Erhan Usta uyanık bir siyasetçidir! Fakat hesaba katmadığı şey, Türk milletinin sağduyusu ve onun ne yapmaya çalıştığını çok iyi görüp biliyor olmasıdır. Hepimizin malumu olduğu üzere, büyük umutlar satılarak, tek başına iktidar vaat edilerek, hatta sanki ülkücünün bir itibarı yokmuş gibi itibar vadedilerek ve %35'lerle iktidar olunacağı söylenerek Meral Akşener’in peşine takılanların kurduğu İYİ Parti bugün darmadağın olmuştur. Partiyi kuran o ağır toplar bugün nerededir? Mesela Meral Akşener, mesela Ümit Özdağ, mesela Yusuf Halaçoğlu, mesela Koray Aydın...
Bu örnekleri çoğaltabileceğimizi zaten herkes çok iyi biliyor.
Ülkücülere tek başına iktidar vadeden İYİ Parti, en son 2024 yerel seçimlerinde Türkiye genelinde ancak %3.77 oy alabilmiştir. 43 milletvekiliyle girdikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün kala kala 26 milletvekilleri kalmıştır. 32 belediye başkanlığı kazandıkları Türkiye genelinde, yaşanan istifalarla birlikte elerinde topu topu 15 belediye başkanı kalmıştır. Herkesin partiyi terk ettiği bu süreçte, İYİ Parti artık tabela partisi olmaktan ibarettir ve Erhan Usta da bu acı gerçeğin farkındadır. Usta, batmakta olan gemisini hızla terk etmesi gerektiğinin bilincindedir. Ancak gemiyi terk ederken de yanına bir kitle alıp götürmesi gerekiyor ki, yarın bir gün başka bir siyasi partiye geçerken "Bakın arkamda hazır bir kitlem var" diyebilsin. Eğer durum böyle olmasaydı; bu kadar milliyetçi, bu kadar ülkücü olduğunu iddia eden Erhan Usta’nın Nurettin Soyer’in oğluyla verilen pozlarda, HDP Eş Genel Başkanı ile gülücükler saçan fotoğraf ve video görüntülerinde ya da HDP milletvekilinin meclis kürsüsünden savurduğu o ağır ithamlarda aynı sert tavrı sergilemesi gerekirdi.
Erhan Usta da çok iyi biliyor ki, Milliyetçi Hareket Partisi’nin kapıları kendisine sonuna kadar kapalıdır. Peki, geriye ne kalıyor? Tabii ki 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP ile birlikte gizli/açık ortaklık yapılan Millet İttifakı’nın partileri ve 2024 yerel seçimlerinde "kent uzlaşısı" adı altında buluşan ittifak odakları... Peki, o odaklara nasıl şirin gözükebilir? Elbette Türk milletinin çimentosu olan Ülkücü Hareket’in yegane lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye ve Cumhur İttifakı’na karşı sergileyeceği sert, anlamsız ve kendi kitlesini domine etmeye matuf eylem ve söylemlerle...
Ama Erhan Usta’nın unuttuğu, gözden kaçırdığı çok önemli bir husus var: Kendisi o Ülkücü Hareket’in sayesinde hep o konforlu koltuklarda oturmuştur. Ülkücü Hareket'in mensuplarını ise hiç tanımamıştır. Onların "Lider, Teşkilat, Doktrin" ilkesini, yani ülkücülüğün temel esaslarını iliklerine kadar yaşayan Anadolu’nun yiğit evlatları ve aziz Türk milleti, Erhan Usta'nın bu sözde "ustaca" tasarlanmış sinsi tutumuna asla prim vermeyecektir.
Vesselam...
Etiketler:
Yorumlar (0)
İlgili Haberler
Son Haberler
MHP'li Ersoy'dan Kartal Kavşağı Projesi'ndeki yüklenici firmaya tepki: İşçi kardeşlerimizin bir kuruş alın terini yerde bırakmayız
ASELSAN'a kalp akciğer makinesi ile Aziz Sancar Ödülü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile görüştü
Bakan Memişoğlu: Yerli solunum cihazlarımızı 45 ülkeye, otomatik şok cihazlarımızı 16 ülkeye ihraç ediyoruz