Yükleniyor...

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Uluslararası toplumu hukuku korumak için adım atmaya çağırıyoruz

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İsrail'in Filistin'e yönelik saldırganlığı karşısında uluslararası hukukun ihlaline sessiz kalınamayacağını belirterek, "Uluslararası toplumu, uluslararası hukuku korumak adına somut adımlar atmaya çağırıyoruz." dedi.

16.10.2026 17:32

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Uluslararası toplumu hukuku korumak için adım atmaya çağırıyoruz

Roma'da İtalya Temsilciler Meclisinin ev sahipliğinde düzenlenen Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı'na katılan Kurtulmuş, "Kurallara Dayalı Uluslararası Düzenin Yenilenmesi - Çağdaş Krizlere Yanıt Vermede Parlamentoların Rolü" başlıklı oturumda konuştu.

Kurtulmuş, Avrupa Konseyinin, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki faaliyetlerinin yanı sıra standart belirleme ve izleme yetkisinin hem Avrupa'da hem de ötesinde yakından takip edildiğini ve takdirle karşılandığını belirterek, "Kurucu üye devletlerinden biri olarak Türkiye, Avrupa Konseyi'nin Avrupa'nın kurumsal mimarisi içerisindeki önemli ve kendine özgü rolünün korunmasına büyük önem atfetmektedir." ifadesini kullandı.

Hem Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi hem de Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı olan bu platformu, parlamentolar ve parlamenterler arasında diyaloğun, karşılıklı anlayışın ve ortak bakış açılarının geliştirilmesi açısından eşsiz ve değerli platformlar olarak gördüklerini dile getiren Kurtulmuş, bu konferansın, tartışma, diyalog ve yapıcı görüş alışverişi için mükemmel bir ortam olduğunu ifade etti.

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan uluslararası düzenin, geçmişte yaşanan trajedilerin tekrarlanmasını önlemek için işbirliğinin, diyaloğun ve üzerinde uzlaşılmış uluslararası kuralların temel olduğu anlayışı üzerine inşa edildiğine işaret eden Kurtulmuş, "Ancak bugün artan jeopolitik parçalanmaya, güç siyasetinin geri dönüşüne, tek taraflılığın yaygınlaşmasına ve giderek artan sayıda çatışmaya tanıklık etmekten üzüntü duyuyorum. Mevcut uluslararası düzen, Avrupa'nın, hemen yanı başında bile çatışmaları ve savaşları önleme konusunda yetersiz kaldığını kanıtlamıştır." diye konuştu.

"Uluslararası araçlar ve kurumlar artık işlevini yerine getirememektedir"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, yaklaşık 5 yıldır süren Rusya-Ukrayna Savaşı'nın iki ülke arasındaki bir çatışma olmaktan çıkarak tüm Avrupa'yı etkileyen bir yıpratma savaşına dönüştüğünü ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dahası uluslararası düzen, İsrail hükümetinin 3 yılı aşkın süredir Gazze'de gerçekleştirdiği soykırımı önlemeyi başaramadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) çarpıtılmış yapısında somutlaşan güç asimetrisi, gayrimeşru ve hukuka aykırı uygulamalar karşısında yaptırımların uygulanmaması, çifte standartlar ve seçici yaklaşımlar, mevcut sistemin zayıflıklarının hem kaynağı hem de sonucu olmuştur. Hatta kavramların kendisi bile siyasi hesaplar doğrultusunda çarpıtılmaktadır. İşgal, bir güvenlik önlemi olarak tanımlandığında ve ateşkese rağmen ölümler devam ettiğinde, ortak siyasi dilimiz anlamını yitirmektedir."

Sadece kurumları ve kurallarıyla değil, kullanılan kavramlarıyla da çökmekte olan bir sistemi yeniden inşa etmek için daha fazla bekleyemeyeceklerini belirten Kurtulmuş, Asya'dan Afrika'ya, Balkanlar'dan Latin Amerika'ya kadar dünyanın dört bir yanındaki masum halkların, ağır çatışmaların ve vahşetin yaşandığı koşullarda kurallara dayalı uluslararası düzenden yararlanamadığını vurguladı.

"Bu çerçevede, kurallara dayalı uluslararası düzenin meşruiyet ve işlevsellik açısından ciddi bir erozyona uğradığı açıktır. Uluslararası araçlar ve kurumlar artık işlevini yerine getirememektedir." diyen Kurtulmuş, parlamentoların, bu gelişmeleri sadece izlemenin ötesinde önemli bir sorumluluğa sahip olduğuna inandığını söyledi.

Kurtulmuş, daha adil ve daha güvenilir, kurallara dayalı bir uluslararası düzen inşa etmek isteniyorsa, parlamentoların bu amaç için gerekli olan yeni kuralların ve düzenlemelerin oluşturulmasında, tartışılmasında ve desteklenmesinde aktif bir rol oynaması gerektiğinin altını çizdi.

Halkın temsilcileri olarak parlamenterlerin, gerilimin ilk işaretlerini tespit etmek, diyaloğu sürdürmek ve çatışmaların önlenmesine katkıda bulunmak için en uygun konumda olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "İşte tam bu noktada parlamenter diplomasi büyük önem kazanmaktadır. Parlamenter diplomasi, geleneksel diplomasiyi tamamlayabilir, iletişim kanallarını açık tutabilir ve gerektiğinde yenilerini oluşturabilir. Krizlerin çözümüne dair tüm yükü BM'ye yüklemek ve sadece BM reformuna bel bağlamak sonuç vermeyecektir." değerlendirmesinde bulundu.

"Yalnızca siyasi bir mesele değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanı için bir sınav"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, kurallara dayalı uluslararası düzenin çözülüşünün, en vahim biçimiyle Gazze'deki insani felaket ve soykırımda kendini gösterdiğine dikkati çekerek, "Gazze'de ve bölgenin genelinde yaşanan insani felakete, İsrail hükümetinin Filistin halkına karşı işlediği açık insan hakları ihlallerine ve insanlığa karşı suçlara artık göz yumamayız. Bu, yalnızca siyasi bir mesele değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanı için bir sınavdır." şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, İsrail'in saldırganlığının Gazze ile sınırlı olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Batı Şeria'da yıkım, yerinden edilme ve yerleşimcilerin şiddet eylemleri devam etmekte, İsrail, Suriye ve Lübnan dahil olmak üzere bölge ülkelerinin bütünlüğünü ve egemenliğini tehdit etmeyi sürdürmektedir. Uluslararası toplum, uluslararası hukukun, sürekli ihlali karşısında sessiz kalamaz. Cezasızlığın sürmesine izin veremeyiz. Uluslararası toplumu, uluslararası hukuku korumak adına somut adımlar atmaya çağırıyoruz. Artık parlamentoların devreye girerek, Gazze halkının çektiği acılara ve uluslararası insancıl hukukun ihlaline derhal son verilmesi için aktif bir rol üstlenmeleri bir zorunluluktur. Bu, sadece siyasi bir girişim değil, aynı zamanda yaşanan büyük insani acılar karşısında ahlaki bir yükümlülüktür."

Kurtulmuş'tan "İsrail'in gözlemci statüsünün askıya alınması" çağrısı

TBMM Başkanı Kurtulmuş, parlamentoların eş güdümlü eylemlerinin, uluslararası hukuku korumaya yönelik uluslararası çabaları güçlendirebileceğine ve bölgede adil ve kalıcı bir barışın tesisine katkıda bulunabileceğine inandıklarını aktardı.

Bu bağlamda, kıtada insan haklarının temel dayanakları olan Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Avrupa Konseyinin, sahip oldukları parlamenter ve diplomatik araçlardan tam anlamıyla yararlanmaları gerektiğini vurgulamak istediğini belirten Kurtulmuş, "Avrupa Konseyi'nin elindeki araçları, İsrail'in örgüt bünyesindeki gözlemci statüsünün askıya alınması da dahil olmak üzere mutlaka kullanılmalıdır." dedi.

Adil ve kurallara dayalı bir uluslararası hukuk düzeninin inşasına katkıda bulunmak amacıyla, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı gibi parlamenter diyalog ve işbirliği mekanizmalarından daha etkin bir şekilde yararlanmaları gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Bu yıl Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu ve NATO Parlamenter Zirvesi, bu tür platformların değerini bir kez daha ortaya koymuştur. Savaşların, çatışmaların ve saldırganlığın kurbanları ile ülkelerini terk etmek zorunda kalarak yerinden edilen veya sığınacak bir yer arayan insanlar, parlamentoların gündeminin en ön sıralarında yer almalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş'tan COP 31 daveti

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı'nın katılımcılarına da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) için davette bulunarak, "Bu vesileyle, COP31 Zirvesi kapsamında 16 Kasım 2026 tarihinde Antalya'da COP31 Parlamenter Toplantısı'na ev sahipliği yapacağımızı sizlerle paylaşmak isterim. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından ortaklaşa düzenlenecek bu toplantı için sizleri Antalya'da ağırlamaktan memnuniyet duyarız." diye konuştu.

Kurtulmuş'un konuşması, salonda bulunanlar tarafından ilgiyle takip edildi ve katılımcılardan büyük alkış aldı. Konuşmanın tamamlanmasıyla birlikte salondaki bazı ülke temsilcileri Kurtulmuş'u ayakta alkışladı.

Konferansta, Kurtulmuş'a, Türkiye-İtalya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Genel Sekreteri ve AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu üyeleri AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, AK Parti İstanbul Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, MHP Çankırı Milletvekili Pelin Yılık, Türkiye-İtalya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu üyesi ve İYİ Parti İstanbul Milletvekili Burak Akburak ile Türkiye'nin Roma Büyükelçisi Elif Çomoğlu Ülgen de eşlik etti.

Kurtulmuş'tan Rum temsilciye tepki

Kurtulmuş, Avrupa Parlamento Başkanları Konferansı’nda kendisinden sonra söz alan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Temsilciler Meclisi Başkanı Annita Demetriou’nun Kıbrıs konusundaki asılsız iddialarına sert tepki gösterdi.

Kıbrıs’ta gerçekleri yansıtmayan bazı görüşlere katılmadıklarının altını çizen Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Kıbrıs’la ilgili üç tarihi sizin gündeminize tevdi ediyorum. Bunlardan birisi 1960. Kıbrıs’ta 1960’taki ortaklık anlaşmasıyla Türklerin ve Rumların birlikte var olması prensibi üzerinde kurulan bütünleşik bir Kıbrıs devleti mevcut idi. Bu devletin korunması için de İngiltere, Türkiye ve Yunanistan garantörlük haklarına sahipti. Ancak üç sene sonra, 1963’te Yunanistan’daki cuntacılar ve Kıbrıs’taki Enosis yanlısı güçler vasıtasıyla Birleşmiş Milletler tarafından da kabul edilen, iki tarafın da kabul ettiği ortak hükümet ortadan kaldırıldı. Eğer Kıbrıs’ta bir istiladan ya da bir ihtilalden bahsediyorsak bu Türk tarafının istilası değil, maalesef darbeci Yunanlıların ve Enosis yanlısı Rumların teşebbüsüyle ortadan kaldırılan mevcut meşru hükümete karşı yapılan darbedir."

Diğer önemli tarihin de 1974 olduğunu dile getiren Kurtulmuş, 1963’ten 1974’e kadar 11 yıllık süre içerisinde Türkiye’nin, büyük bir sabırla ve diplomatik ferasetle Kıbrıs’ta yaşanan olumsuzlukları bütün uluslararası toplantılara taşıdığını, sorunun barışçıl bir yolla çözümü için olağanüstü çaba sarf ettiğini ama maalesef Enosis yanlısı istilacıların yaptığı bir sürü soykırımın, Türkiye’yi Kıbrıs’taki Türklerin haklarını koruması için harekete geçmeye mecbur bıraktığını belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar geçen sürede onlarca köyde katliamların yapıldığını, masum gençlerin, kadınların, çocukların öldürüldüğünü aktardı.

Türkiye’nin garantörlük hakkından doğan bir sorumluluk gereği 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı yapıldığını dile getiren Kurtulmuş, Kıbrıs’ta harekat sonrasında her iki tarafın da barış içerisinde yaşadığı bir ortamın sağlandığını kaydetti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu:

“Şunu açıkça ifade etmek isterim. Kıbrıs’ta Rumlar da Türkler de tarihten beri var olan iki halktır. Türk tarafını yok sayarak Kıbrıs’ta hiçbir çözüm olamaz. Kıyamete kadar Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Adası’nda eşit yurttaşlar olarak yaşamaya devam edeceklerdir.”

www.haberotesi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Haber Ötesi'ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Kaynak:

AA

Yorumlar (0)