Yükleniyor...

Reçetesiz Eleştirinin Konforu: Terörsüz Türkiye’ye Karşı Çıkıp Alternatifsiz Kalmak

10.08.2026 11:19

Reçetesiz Eleştirinin Konforu: Terörsüz Türkiye’ye Karşı Çıkıp Alternatifsiz Kalmak

Türkiye, on yıllardır enerjisini emen, binlerce cana, trilyonca dolarlık ekonomik kayba ve toplumsal fay hatlarındaki derin kırılmalara yol açan terör belasını tamamen tarihe gömmek için kritik eşiklerden geçiyor. Devlet aklının, siyaset kurumunun ve toplumsal mutabakatın "Terörsüz Türkiye" vizyonu etrafında şekillendiği her dönemde, kamusal tartışmaların dozu doğal olarak yükseliyor.

Ancak bu tartışma zemininde öylesine tanıdık, öylesine konforlu bir duruş var ki, artık altını kalın hatlarla çizmek ve açıkça sorgulamak gerekiyor: Her çözüme koro halinde "hayır" diyen, fakat masaya tek bir somut alternatif getirmeyen siyasetçiler, akademisyenler ve hukukçular.

1. Eleştirinin Kolaylığı, İrade Koymanın Zorluğu

Politika üretmek, vizyon gerektirir; var olan politikayı yerle bir edip yerine hiçbir şey koymamak ise sadece "siyasi tembellik"tir. Terörün nasıl sona erdirileceğine dair atılan adımları, geliştirilen söylemleri veya yürütülen süreçleri eleştirmek herkesin anayasal ve demokratik hakkıdır. Ancak terör gibi hayati bir meselede meşru eleştirinin sınırını çizen şey, "Senin çözümün ne?" sorusuna verilen cevaptır.

Bugün ekranlarda, köşe yazılarında ve Meclis kürsülerinde atıp tutan bir kesimin ortak paydası ne yazık ki bu soru karşısında derin bir sessizliğe bürünmeleridir:

  • Atılan adımlara "Taviz" derler, ama tavizsiz çözümün nasıl olacağını açıklayamazlar.
  • Süreçlere "Hukuksuz" derler, ama terörü tamamen bitirecek hukuki bir mimari tasarlayamazlar.
  • Stratejilere "Riske girmek" derler, ama statükoyu korumanın maliyetini hesaplayamazlar.

Bu duruş, çözüm arayışı değil; terörün getirdiği yıkımın ve vesayetin gölgesinde siyasi varlığını sürdürme kolaycılığıdır.

2. Akademinin ve Hukukun Sorumluluk Sınırı

Bir ülkenin aydınları, akademisyenleri ve hukukçuları yalnızca mevcut duruma şerh düşmek için var olmazlar. Dünya üzerindeki benzer çatışma çözümlerini incelemek, terörün sosyo-ekonomik ve uluslararası boyutlarını analiz ederek devlete ve topluma akılcı bir yol haritası sunmak onların asli görevidir.

Ancak ne yazık ki bizdeki bazı akademisyen ve hukukçu profili, terörün bitmesi ihtimali karşısında sadece "Usul" ve "Ezber" üzerinden bariyer kurmayı tercih ediyor.

"Bu yol yanlış" demek yetmez. O yol yanlışsa, terörün kökünü kazıyacak doğru yolu haritasıyla, hukuki altyapısıyla ve saha gerçekleriyle masaya koymak zorundasınız. Aksi halde yapılan şey entelektüel katkı değil, sadece gidişatı kilitleyen bir bürokratik vesayet zihniyetidir.

3. Statükonun Gizli Devamlılığı

Terörün bitmesini istemek sadece retorikte kalıyorsa, eylemde ve fikirde hiçbir karşılığı yoksa, bu durum ister istemez şu soruyu akıllara getirir: Acaba mevcut durumdan beslenen bir siyasi/kamusal konfor alanı mı var?

Terörün varlığı;

  • Bazı siyasetçiler için ucuz ve zahmetsiz bir oy konsolidasyon aracıdır.
  • Bazı yorumcular ve akademisyenler için ekranlarda ömür boyu garantili yayın konusudur.
  • Bazı klikler için ise güvenlik eksenli söylemlerin arkasına saklanarak toplumsal talepleri öteleme kalkanıdır.

Oysa terörün tamamen yok edilmesi, bu konfor alanlarının hepsini darmadağın edecek bir Türkiye tablosu yaratacaktır.

Son Söz: Şerh Değil, Reçete Zamanı

Türkiye’nin terörle mücadelede heba edecek bir tek gününe, toprağa verecek tek bir evladına ve hedeflerinden sapacak tek bir kuruşuna tahammülü kalmamıştır.

Mesele "Terörsüz Türkiye" ise, bu hedefe itiraz eden herkes masaya kendi reçetesini koymakla mükelleftir. Fikri olmayan, seçeneği bulunmayan, alternatifi kurulmamış her itiraz; çözümsüzlüğü, yani terörün devamını savunmaktan başka bir anlama gelmez.

Türkiye; çözümsüzlüğü kural haline getirenlerin değil, risk alıp taşın altına elini koyanların iradesiyle terörsüz geleceğini inşa edecektir.

www.haberotesi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Haber Ötesi'ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Yorumlar (0)