Yükleniyor...

ÖZEL HABER | Sinan Ateş Davasında Uzman Mütalaa Raporu Ortaya Çıktı: Tolgahan Demirbaş'ın Azmettirme Fiiline Dair Somut ve Kesin Hiçbir Kanıt Bulunmamaktadır

Tolgahan Demirbaş hakkında ceza hukuku profesörlerince hazırlanmış uzman mütalaa raporu dosyaya girdi.

06.07.2026 15:49

ÖZEL HABER | Sinan Ateş Davasında Uzman Mütalaa Raporu Ortaya Çıktı: Tolgahan Demirbaş'ın Azmettirme Fiiline Dair Somut ve Kesin Hiçbir Kanıt Bulunmamaktadır

SİNAN ATEŞ DAVASINDA TOLGAHAN DEMİRBAŞ HAKKINDAKİ İDDİALARI ÇÜRÜTEN UZMAN MÜTAALASI

Sinan Ateş davasının kilit isimlerinden Tolgahan Demirbaş hakkında hazırlanan ve ceza hukuku profesörlerinin imzasını taşıyan bilimsel hukuki mütalaa, dosyada yer alan iddiaların altını tamamen boşalttı. Dava dosyasındaki tüm ifadeleri, dijital veri imajlarını ve olay yeri kayıtlarını titizlikle inceleyen hukukçular, Demirbaş’ın "azmettirme" veya "suça iştirak" iradesine yönelik somut hiçbir delilin bulunmadığını bilimsel olarak ortaya koydu.

Raporda, yerel mahkemenin müşterek fail olarak cezalandırdığı sanıklar Eray, Vedat ve Suat’ın hiçbir aşamada Tolgahan Demirbaş’ın kendilerini yönlendirdiğine dair bir beyanda bulunmadığı vurgulandı. En dikkat çekici tespit ise dijital incelemelerden geldi: Sanıklara ait telefon imaj kayıtlarında, Tolgahan Demirbaş ile Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin hiçbir haberleşme içeriğine rastlanmadı.

Ayrıca, cinayetin azmettiricisi olduğunu ikrar eden sanık Doğukan ile Tolgahan Demirbaş arasında da geçmişe dönük hiçbir irtibat tespit edilemediği gibi, Doğukan’ın da Demirbaş aleyhine hiçbir beyanının olmadığı raporda açıkça yer aldı.

Hukuk profesörlerinin nihai değerlendirmesinde, "Tolgahan Demirbaş’ın olayın planlanması aşamasında herhangi bir etkisi veya katkısının bulunduğunu ortaya koyabilecek hiçbir delil yoktur; diğer sanıklar üzerinde suçla ilgili iradenin oluşum sürecinde herhangi bir rolü ve etkisinin olmadığı anlaşılmaktadır" denilerek davanın en önemli iddialarından biri tamamen çürütülmüş oldu.

Mütalaada Mahkemenin Çelişkisi Deşifre Edildi: Bir Sanığın İtirafı Diğerinin Suç Kastına Delil Olamaz!

Alınan raporda sanık Eray’ın ifadesinin Tolgahan Demirbaş aleyhine yorumlandığı belirtildi.

MAHKEMENİN GEREKÇELİ KARARINDAKİ BÜYÜK ÇELİŞKİ: BAŞKASININ SÖZÜYLE SUÇ KASTI ÜRETİLMİŞ

Sinan Ateş davasında Tolgahan Demirbaş hakkında hazırlanan bilimsel mütalaada, yerel mahkemenin gerekçeli kararında imza attığı çok vahim bir hukuki hata gün yüzüne çıkarıldı. Ceza hukuku profesörleri, mahkemenin "sanıktan delile gitme" yöntemiyle evrensel hukuk ilkelerini ve masumiyet karinesini açıkça çiğnediğini tespit etti.

Mahkeme, gerekçeli kararında sanık Eray Özyağcı’nın sorgusundaki "Pişman değilim. Bu mesele benim şerefim ve onurumdur" şeklindeki ifadelerini, hiçbir somut bağ kurmadan, zorlama bir yorumla Tolgahan Demirbaş’ın da suç kastını ortaya koyan bir delil olarak kabul etti.

Hukuk profesörleri raporda bu duruma çok sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: "Bir sanığın kendi eylemini ikrar etmesi ve pişman olmadığını dile getirmesi, bir başka sanığın suç kastına delil teşkil edemez."

Üstelik aynı sanığın tüm yargılama süreçlerinde Tolgahan Demirbaş’a yönelik hiçbir suçlamada bulunmadığı gerçeğinin mahkemece tamamen görmezden gelindiği, aksine Demirbaş’a yönelik hiçbir ima dahi taşımayan bu sözlerin "niyet okunarak" aleyhe yorumlanmasının hukuken kabul edilemez olduğu vurgulandı. Mütalaada, şüphe olgusunu aşamayan bu tarz yorumların mahkûmiyete dayanak yapılmasının ceza muhakemesi ilkeleriyle ve şüphe kavramıyla açıkça çeliştiğinin altı çizildi.

Profesörden Anayasa Hatırlatması: Tolgahan Demirbaş Dosyasındaki Telefon İmajları Hukuka Aykırı Çıktı

Alınan raporda Tolgahan Demirbaş’ın telefonunun usule aykırı incelendiği bu sebeple telefondan elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi.

SİNAN ATEŞ DAVASINDA HUKUKA AYKIRI DELİL SKANDALI: TELEFON İMAJLARI KANUNA AYKIRI ELDE EDİLMİŞ

Tolgahan Demirbaş hakkında hazırlanan bilimsel mütalaada, dava dosyasındaki en büyük usul usulsüzlüğü deşifre edildi. Ceza hukuku profesörü, mahkemenin hükme esas aldığı kilit unsurlardan biri olan telefon imaj detaylarının hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğini ortaya koydu.

Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) amir hükümlerine atıfta bulunulan uzman raporunda, "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" ilkesinin altı çizildi. Raporda, dosya kapsamında yer alan telefon imaj detaylarının elde ediliş biçiminin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek, bu verilerin yargılamada hiçbir şekilde kullanılamayacağı vurgulandı.

Hukuk profesörü, Anayasa'nın 38/6 ve CMK'nın 217/2 maddelerini hatırlatarak mahkemenin verdiği kararı eleştirdi: "Hukuka aykırı biçimde ulaşılan delile dayanılarak tesis edilen mahkûmiyet kararının da hukuka aykırı olacağında kuşku yoktur. Hukuka aykırı delilin hükme esas alınması, normatif düzenlemelerle açıkça yasaklanmıştır." Bu tespit, Tolgahan Demirbaş hakkında kurulan hükmün yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve üst mahkemelerde bozulması gerektiğini bilimsel olarak kanıtlıyor.

Mütalaada 'Audi' Detayı: Tolgahan Demirbaş’ın Tetikçiyi Kaçırdığı İddiası Somut Delilden Yoksun Çıktı

Dosya kapsamındaki hiçbir yol veya mekan görüntüsünde, ayrıca dinlenen tanık beyanlarında tetikçinin o araçta olduğuna ya da Demirbaş'la birlikte hareket ettiğine dair tek bir iz (emare) dahi bulunmadığı belirtildi.

SİNAN ATEŞ DAVASINDA O İDDİA DA ÇÜRÜDÜ: ARAÇTA TETİKÇİYE DAİR BİR EMARE BİLE YOK!"

Tolgahan Demirbaş hakkında ceza hukuku profesörleri tarafından hazırlanan bilimsel mütalaada, kamuoyunda uzun süre tartışılan "tetikçinin Ankara'dan İstanbul'a lüks bir araçla kaçırıldığı" iddiasının da hiçbir somut dayanağının bulunmadığı deşifre edildi.

Uzman tespitlerine göre; Ankara-İstanbul yolculuğuna ilişkin dava dosyasındaki mevcut kamera görüntüleri ve tanık beyanları incelendiğinde, tetikçi Eray Özyağcı’ya dair en ufak bir emareye dahi rastlanmadı. Raporda, söz konusu iddiayı netleştirebilecek en temel kriminal incelemelerin dahi ihmal edildiği; araç üzerinde hiçbir somut inceleme veya parmak izi tahlili yapılmadığı vurgulandı.

Üstelik sanık Eray Özyağcı’nın bu yolculuğa dair birbiriyle çelişen iki farklı beyanının dosyada yer aldığı belirtildi. Özyağcı’nın bir ifadesinde Ankara’dan İstanbul’a geçtiğini, diğer ifadesinde ise Ankara’da dört gün kalıp sonra İzmir’e geçtiğini söylediği aktarıldı.

Hukuk profesörleri, tüm bu eksiklikler ve çelişkiler ışığında nihai hukuki tespiti şu şekilde yaptı: "Eray’ın Ankara’dan bir başka şehre geçişinin Tolgahan ve Emre tarafından, Emre’nin sevk ve idaresindeki Audi marka araçla gerçekleştirildiğine dair her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak, kesin ve inandırıcı nitelikte somut bir delil ortaya konulmamıştır."

Bilimsel Mütalaanın 'Sonuç' Kısmı Ortaya Çıktı: Şüphe Boyutunda Bile Delil Yok, Karar Hukuken Sakat

Alınan raporda cezalandırma için somut bir delil olmadığı belirtildi.

SİNAN ATEŞ DAVASINDAKİ PROFESÖR MÜTAALASININ 'SONUÇ' KISMI ORTAYA ÇIKTI: MAHKÛMİYET HÜKMÜ HUKUKA AYKIRIDIR"

Sinan Ateş davasında Tolgahan Demirbaş hakkında ceza hukuku profesörleri tarafından hazırlanan bilimsel mütalaanın merakla beklenen "Sonuç ve Kanaat" bölümü netleşti. Dosya kapsamını ve yerel mahkemenin gerekçeli kararını titizlikle inceleyen hukukçular, Demirbaş hakkında kurulan nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün tamamen hukuka aykırı olduğunu kesin bir dille saptadı.

Nihai değerlendirmelere göre raporda iki çok vahim tespit öne çıkıyor:

İlk olarak; Tolgahan Demirbaş’ın, maktul Sinan Ateş’in öldürülmesi kararını verdiren veya bu suçun mimarı olduğunu ortaya koyan hiçbir delilin bulunmadığı, taraflar arasında böyle bir amaca ulaştıracak hiçbir irtibatın tespit edilemediği vurgulandı. Suçu işleme konusunda karar verdirdiğine dair dosyada şüphe boyutunda dahi delil bulunmayan Demirbaş hakkında verilen mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğu açıkça kayda geçirildi.

İkinci olarak; davanın seyrini değiştiren dijital deliller konusunda mahkemenin büyük bir usul hatasına imza attığı belgelendi. Raporda, Tolgahan Demirbaş’a ait cep telefonunun, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 134. maddesinde öngörülen yasal usul ve kurallara tamamen aykırı şekilde incelendiği tespit edildi. Bu inceleme neticesinde elde edilen bulguların "hukuka aykırı delil" niteliğinde olduğunu belirten profesörler, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillere dayanılarak tesis edilen mahkûmiyet hükmünün hukuken geçersiz olduğunu beyan etti.

www.haberotesi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Haber Ötesi'ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Kaynak:

Haber Merkezi

Yorumlar (0)