MHP'li Yönter: Bireysel ve toplumsal şiddetteki artış artık tahammülleri aşacak bir noktaya doğru hızla geliyor
MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, ''Bireysel ve toplumsal şiddetteki artış artık tahammülleri aşacak bir noktaya doğru hızla geliyor.'' dedi
18.02.2026 22:09
MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, Bireysel ve Toplumsal Şiddetle Mücadele hakkında gündem dışı konuştu.
MHP'li Yönter'in konuşması şu şekilde;
Yarın idrak edeceğimiz mübarek ramazan ayı münasebetiyle hepinizin ramazan ayını tebrik ediyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek ramazan ayının hepimize hayırlara vesile olmasını Allah'tan niyaz ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, bugün çok mühim bir konuyla ilgili parti grubumuz adına ve şahsım adına söz aldım. Bu sorun hepimizin ve hepinizin üzerinde ittifak sağladığı şiddet sorunu.
Bireysel ve toplumsal şiddetteki artış artık tahammülleri aşacak bir noktaya doğru hızla geliyor. Hepimizin bu konuda duyarlılık göstermesi gerekiyor. Hepimizin bu konuya tavır alması gerekiyor. Alarm zillerini çalmamız gerekiyor. Çocuklarımız katlediliyor, geleceğimiz mahvoluyor. Uyuşturucu, uyarıcı madde, kumar, bahis gibi dehşet verici sorun alanlarından kaynaklanan suç ve suçlular şu anda maalesef geleceğimizi de perdeliyor. Müdahale etmemiz lazım, önlem almamız lazım. Siyasi, vicdani sorumluluklarını bihakkın taşıyan Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey bireysel ve toplumsal şiddetteki artıştan mülhem partimizde kurdurduğu bir komisyon marifetiyle müessir bir çalışma yaptırdı. Bu çalışmayı Milliyetçi Hareket Partisi Stratejik Araştırmalar ve Geliştirmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı idare etti ve sonuca ulaştı: "Bireysel ve Toplumsal Şiddetle Mücadele, Tespitler, Tedbirler, Teklifler." Biraz sonra her Grup Başkan Vekilimize grupları adına bu kitaptan eğer kabul buyururlarsa birer tane vermeyi arzu ediyorum.
Bu şiddetin önüne nasıl geçeceğiz? Bizim amacımız, arayışımız, arzumuz sabahtan akşama şiddetin bitmesi veya bitirilmesi değil, bu mümkün de değil. En azından farkındalık düzeyinin artırılması gerekiyor. Modernizmin hepimizin kulağına fısıldadığı bir şehir efsanesi var: En mutlu insan en çok şeye sahip olan insandır. Fakat Türk İslam medeniyetinin ruh köküne indiğinizde hiç de böyle bir durumla karşı karşıya kalmazsınız. Sabır, şükür, kanaatkârlıkla bugüne gelmiş bir medeniyetin mensuplarıyız, milletin evlatlarıyız. Şiddet bize müstahak değil, şiddet bize yakışmıyor. Bakın, buraya gelirken arkadaşlarımızın bilgisine sunmak adına ve hepinizin bildiği çocuk cinayetlerini getirdim. Bir tarafta Atlas evladımız, bir taraftan Ahmet evladımız, bir taraftan Fatih, daha niceleri, tek tek sayacak ve anlatacak değilim, kaldı ki hepiniz bunu biliyorsunuz. Bir psikiyatrist diyor ki: "Öfke çağında mıyız?" Oysaki dünyada hâkim ve öne çıkmış filozofların 21'inci yüzyıl için bir tarifleri var. Konuyla ilgilenen arkadaşlarım mutlaka bunu göreceklerdir. "21'inci yüzyıl dijitalleşmenin ve sosyal medyanın esareti altında kalmadıktan sonra merhamet çağdır." diyorlar. Öfke çağı, bu öfke çağı bize yakışmıyor. Akan çocuk kanı bize yakışmıyor. Bu aynı zamanda vicdanlarımızı kanatıyor. Maneviyatımızda, ahlaki müktesebatımızda, geçmişimizde, geleceğimizde biz şiddetin izini görmedik, görmek istemiyoruz.
15 yaşındaki çocukların suça sürüklenmesi, organize suç örgütleri tarafından tetikçi olarak kullanılmaları, 18 yaş altı çocukların katil olması, hepimizin çoluğu var, çocuğu var; empati yapmamız lazım. Ya benim çocuğum olursa, ya benim çocuğum da suça sürüklenirse, ya sizin çocuğunuz da suça sürüklenirse; biz bu duyarlılıkla bireysel ve toplumsal şiddetle mücadele çalışmasını ikmal ettik ve bu çalışmanın ülkemizde farkındalık düzeyinin yükseltilmesine hizmet edeceğine inanıyoruz. 21'inci yüzyılın meşhur filozoflarından Lionel Robbins diyor ki: "Hepimiz aynı şeylerden konuşuyoruz fakat ne konuştuğumuz üzerinde hâlen ittifak sağlayabilmiş değiliz."
Değerli arkadaşlarım, sadece ve sadece bu meseleye samimi bir şekilde eğilelim. Ahlakta esas olan şey samimi inançtır, samimi inanç varsa ahlak vardır. Ahlak başka, etik başkadır.
Doğruyu ve yanlışı bulabilmemiz ve tetkik edebilmemiz için ahlaki, manevi bir reform yapmamız gerekiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuya ön ayak olmalı, öncü olmalı ve milletimizi, ülkemizi bu şiddet telinden mutlaka kurtarmalıyız.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler
Son Haberler
Yabancı yatırımlardan Türkiye'nin ihracatına katkı
Bayramda şehirler arası otobüs firmalarına ek sefer imkanı
Tahıl tohumluklarının sertifikasyon işlemleri Tohumluk Yönetim Sistemi üzerinden yürütülecek
Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi