MHP'li Öztürk: Aileler, çocuklarının dijital dünyadaki varlığını yakından takip etmeli, onları yasaklarla değil bilinçli rehberlikle yönlendirmelidir
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, ''Aileler, çocuklarının dijital dünyadaki varlığını yakından takip etmeli, onları yasaklarla değil bilinçli rehberlikle yönlendirmelidir.'' dedi
05.05.2026 21:29
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, engelli bireylerin haklarıyla ilgili gündem dışı konuştu.
MHP'li Öztürk'ün konuşması şu şekilde:
İster doğuştan isterse de sonradan olsun fiziksel veya zihinsel bir engelin yol açtığı mahrumiyetleri ve sorunları en aza indirmek her şeyden önce insani sorumluluğumuzun doğal bir sonucudur. Engelli kardeşlerimizin herhangi bir eksiklik ve zayıflık hissine kapılmalarına müsaade etmeden onları tümüyle kucaklayıp milletimizin saygın ve eşit bir ferdi olduklarını sürekli hatırlarda tutmak gerekmektedir. Sahip olunan engel değişik neden ve olaylara bağlı olarak ortaya çıkabilecekken bu hâldeki kardeşlerimizin hayatlarını sürdürebilmeleri, ihtiyaçlarını başkalarına muhtaç olmadan karşılayabilmeleri oluşacak sosyal duyarlılık seviyesine bağlıdır.
7 Kasım 2023 tarihinde vermiş olduğum kanun teklifiyle engelli vatandaşlarımızın yaşadığı en büyük mağduriyetlerden engellilerin çalışma hayatında yer almasının artırılmasını istemiştik. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yapılan değişiklikle kurum ve kuruluşların çalıştırdıkları personele ait kadrolarda ayırmak zorunda oldukları yüzde 3 engelli çalışan oranının yüzde 5'e çıkarılması gerektiğini ifade etmiştik. Böylece engelli vatandaşlarımız iş hayatında daha fazla yer bulabilecek, sosyal hayata girmeleri daha da kolaylaşacaktır. Bu ve bu tip sorunların karşılanabilmesi bakımından bizler de engellilerin bütün sorunlarının giderilmesi açısından bir engellilerden sorumlu devlet bakanlığı kurulması gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda da bir an önce bir çalışma başlatılması gerektiğinin elzem olduğunu değerlendiriyoruz.
Bugün üzerinde durmak istediğim bir diğer konu ise doğrudan toplumun huzurunu, gençliğin istikametini, istiklalini ilgilendiren bir alandır. Daha önce de değişik vesilelerle dikkat çektiğimiz üzere, dijital dünyanın kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı özellikle gençler ve çocuklar üzerinde ciddi riskler barındırmaktadır. Son yıllarda yaşanan bazı olaylar bu risklerin artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını açıkça göstermektedir. Özellikle dijital oyunlar üzerinden yayılan şiddet teması çocukların zihinsel dünyasında giderek sıradanlaşmakta, hatta normal bir davranış biçimi gibi algılanabilmektedir.
Sürekli tekrar edilen bu içerikler zamanla duyarsızlaşmaya yol açmakta, empati duygusunu zayıflatmakta ve şiddeti bir çözüm olarak sunabilmektedir. Rol model bulmakta zorlanan ve dijital çağda ailesi veya çevresi tarafından yalnızlaştırılan birey dijital oyunlardaki karakterlerle kendisini özdeşleştirmekte ve sanal dünyayı gerçek hayata aktarmaya çalışmaktadır. Sanal dünyadaki bütün olumsuzlukları gerçek hayatta normalmiş gibi yaşayan birey, toplumun ruh ve beden sağlığını tehdit eder hâle gelmiştir. Bu sorun, bugünün ve geleceğin en önemli sorunlarından bir tanesi olarak karşımızda durmaktadır.
Unutulmamalıdır ki şiddet çoğu zaman doğuştan gelen bir eğilim değil, öğrenilen ve pekiştirilen bir davranıştır. Çocuklar yalnızca izledikleriyle değil, aynı zamanda oynadıklarıyla da şekillenmektedir. Bu durum özellikle duygusal açıdan hassas, yeterli ilgi ve yönlendirmeden mahrum kalmış bireylerde daha derin etkiler doğurmaktadır. Bir diğer önemli husus ise şiddet içerikli oyunların çoğunlukla silah ve çatışma unsurları etrafında kurgulanmasıdır. Bu durum çocukların gerçek hayatta da bu araçlara karşı merak geliştirmesine ve yanlış yönelim içerisine girmesine sebep olabilmektedir. Özellikle aile içinde bu tür unsurlara erişim imkânı bulunan ortamlarda risk daha da artmaktadır. Ancak meseleyi dijital oyunlara indirgemek de eksik bir yaklaşım olur. Aile yapısı, sosyal çevre, eğitim düzeyi, yaşanan travmalar ve iletişim eksikliği gibi faktörler bu sürecin belirleyici unsurlarıdır. Sevgi ve ilginin eksik olduğu, baskının yoğun hissedildiği ya da rehberliğin yetersiz kaldığı ortamlarda çocuklar daha kırılgan hâle gelmekte, öfke kontrolü zayıflamakta ve yanlış davranışlara yönelim artmaktadır. Bu noktada çözümün çok yönlü olması gerektiği de açıktır. Aileler, çocuklarının dijital dünyadaki varlığını yakından takip etmeli, onları yasaklarla değil bilinçli rehberlikle yönlendirmelidir.
Eğitim kurumları sadece akademik başarıya odaklanmak yerine, öğrencilerin davranışsal gelişimini de izleyen ve destekleyen mekanizmalar geliştirmelidir. Aynı zamanda bu mesele bireysel çabaların ötesinde kamusal bir sorumluluk alanıdır. İçerik üretiminden eğitim politikalarına kadar geniş bir çerçevede insani değerleri, empatiyi ve sağduyuyu güçlendiren bir yaklaşım benimsenmelidir.
Sonuç olarak, ifade etmek gerekir ki dijital dünya doğru yönetildiğinde büyük imkânlar sunar ancak ihmal edildiğinde ise ciddi tehditlere dönüşebilir. Bizler daha önce de dile getirdiğimiz bu uyarıları dikkate alarak çocuklarımızı koruyan, onları bilinçli bireyler olarak yetiştiren bir anlayışı hep birlikte inşa etmek zorundayız diyor, Genel Kurulu ve aziz Türk milletini tekrar saygıyla selamlıyorum.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
Bakan Yumaklı: Kurumsal düzeyde su ve tarım yönetimini bütüncül bir şekilde ele almaya gayret ediyoruz
AK Parti'li Yıldırım, büyükşehirlerdeki sahipsiz köpeklerin toplanmasında yetersiz kalındığını söyledi
GİB'den akaryakıt ürünlerinden tahsil edilen vergi tutarlarına yönelik iddialara ilişkin açıklama
Bakan Tekin: Okul ve aile bağını tahkim etmek için 2,5 yıldır çok yoğun bir çaba içindeyiz