MHP'li Osmanağaoğlu: Tarımın geliştirilmesi, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın mihenk taşı olan terörsüz Türkiye'yi hayata geçirme idealimizin de kilit kapısıdır
MHP Genel Sekreter Yardımcısı Tamer Osmanağaoğlu, "Tarımın geliştirilmesi, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın mihenk taşı olan terörsüz Türkiye'yi hayata geçirme idealimizin de kilit kapısıdır." dedi
10.06.2026 23:26
MHP Genel Sekreter Yardımcısı Tamer Osmanağaoğlu, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin 2. Bölüm üzerinde konuştu.
MHP'li Osmanağaoğlu'nun konuşması şu şekilde:
Cengiz Aytmatov'un "Toprak Ana" adlı eserinde şu sözleri hepimizin düşüncelerine tercüman olmaktadır: "Lafı eveleyip geveliyorum ama bir türlü sonunu getiremiyorum. Bulduğum yolların hepsi aynı kapıya çıkıyor." Evet, yolların hepsinin çıktığı kapı, varlık kaynağımız, hayat çeşmemiz ve elbette sadık yarimiz olan toprak. Tarihî ve talihi toprakla özdeşleşmiş Türk milleti toprağa "ana" demiştir. Toprak anadır, toprak vatanıdır. Dolayısıyla, toprağın korunmasıyla doğru kullanılmasına, sürdürülebilir arazi yönetimini sadece dünyevi çıkarlarla değil, mukaddes bir emanet olarak sahip çıkmakta, en çok Türk milletinin ve bu Gazi Meclisin reddedilmeyecek sorumluluğudur.
Medeniyetin inşası toprağa bağlılık üzerine temellendiren, hakikatin anlamını toprakta bulan Türk milleti Türkiye Yüzyılı'nın stratejik kudreti olan tarıma gerekli önemi vermek elbette ki zorundadır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin defaatle ifade ettiği gibi "Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet hür değildir." Bu sebeple, istikbali inşa ve istiklali koruma iradesinin mihenk taşı olan Türk tarımı ötelenmeyecek stratejik bir alan olarak karşımızda durmaktadır. Şüphesiz, tarım sektöründe dünden bugüne çok büyük mesafeler katedilmiştir ama hep birlikte kabul etmeliyiz ki Türk tarımı hak ettiği yerde değildir, mevcut verimiyle gerçek potansiyelini yakalayabilmiş değildir. Toprağın korunmasının, yerli üretimin artırılmasının, çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını alabilmesinin yanında GDO'lu ürünlerin tazyikiyle tehdit edilen beden ve zihin sağlığımızın korunması da ötelenmeyecek sorumluluklarımızın arasındadır. İklim değişikliklerini göz önünde bulunduran, tarım teknolojisiyle tarımsal üretimde öne çıkan ülkelerle rekabeti mümkün kılacak, nimetin kıymetinin bilindiği, helal sofraların devamını sağlayacak topyekûn bir seferberlik Türk milletini yarına taşıyacak şuurun meyvesi olacaktır. Atıl durumda bulunan tarım arazilerinin üretime kazandırılması, mevcut tarım arazilerinin doğru kullanılarak küstürülmemesi, tarlalarımızın millî imkânlarla kazanılmış teknolojiyle buluşturulması elbette çok kıymetlidir. Yeri gelmişken ifade etmeliyim ki tarım teknolojisi alanında takdir edilecek bir mesafe kaydeden ülkemiz bu alanda gayretleriyle cesaret vermektedir. Öyle ki Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından gerçekleştirilen Teknoloji ve İnovasyon Festivali millî şuuru taşıyacak nesillerin var olduğunu göstermesiyle de öne çıkmıştır. Teknolojiyi de üretimin hizmetine sunan bu festivalde Kahramanmaraş'tan akıllı köklendirme ünitesi, Kayseri'den tohumun çimlenme ve gelişim süreçlerini sensörlerle izleyen tohum sensörü, Malatya'dan kuraklıkla mücadele için geliştirilen suni tohumlama dartı, Tokat'tan zirai ilaçlama süreçlerini kolaylaştıran İHA ve Balıkesir'den bitkinin su, ışık ve besin ihtiyacını takip ederek optimum gelişim koşullarını sağlayan akıllı saksı projelerine şahitlik etmek hem gurur hem de umut vericidir. Bu vesileyle, tarımsal üretimde verimliliği artıran, süreçleri dijitalleştiren ve sürdürülebilirliği güçlendiren yenilikçi çözümlerin somut örneklerini geliştiren Türk gençliğine şükranlarımı sunuyorum.
Elbette tarım demek sadece sofra demek değildir. Tarım demek, toplumsal dengenin sağlanması, köylerimizdeki hayat ışığının yanmaya devam etmesi, geleceğimizin çiftçilerimizin omuzlarında yükseleceği gerçeğinin anlaşılması demektir. Tarımın geliştirilmesi, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın mihenk taşı olan terörsüz Türkiye'yi hayata geçirme idealimizin de kilit kapısıdır. Bilinmelidir ki vatanı sadece belirli sınırlardan ibaret görmeyen, toprağı sadece mülk olarak kabul etmeyen, insanı da sadece canlı olarak tanımlamayan Türk devleti stratejik önemi haiz tarım sektörüne de sıradan bir anlayışla yaklaşmamaktadır.
Yine, liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin ifadeleriyle "Terörsüz Türkiye, tarlaları ekinle buluşturan gelecektir. Terörsüz Türkiye, işini büyükşehirlerde aramayan gençlerdir. Terörsüz Türkiye, aşını anasının kazanında kaynatan analarımız, kızlarımızdır. Terörsüz Türkiye, ata yurdunu terk etmeyen babalardır. Terörsüz Türkiye, huzurun üretime, üretimin de refaha dönüşmesidir." Seçim bölgem İzmir yüzde 27'nin üstünde işlenebilir tarım arazisine sahiptir. Tarla bitkileri, açıkta sebze yetiştiriciliği üretimiyle öne çıkan İzmir, aynı zamanda süs bitkileri üretiminde de ulusal payına baktığımızda çok önemli bir yer tutmaktadır. Tarım ürünleri ihracatında lokomotif görevi gören İzmir'i de içine alan Ege Bölgesi'nin 2025 yılındaki tarımsal ihracatın 7,5 milyar dolara ulaşması bölgemizin potansiyelini ortaya koymasının yanında sanayi, turizm ve tarım sektörlerinin doğru projelerle ve ciddi denetimlerle bir arada sürdürülebileceğinin de göstermesi açısından oldukça önemlidir.
Yine, liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey'in sık sık kamuoyuyla paylaştığı, Milliyetçi Hareket Partisinin iftihar kaynağı projelerinden olan Tarım Kentleri Projesi'nin hayata geçirilmesinin tercihten ziyade stratejik bir gereklilik olduğu da ortadadır. Bu manada 893.715 metrekare üzerine inşa edilen 531 milyon Türk lirası altyapı harcamasıyla çalışmalarına hızla devam eden Bayındır Sera Organize Tarım Bölgesi Projesi'nin üreticilerimiz için yeni ufuklar açtığını görmek elbette sevindiricidir. Aynı şekilde Dikili Organize Tarım Bölgesi Projesi de dikkatle takip edilen projeler arasındadır.
Avrupa ve Türkiye'nin en büyük topraksız tam otomasyonlu ve yenilenebilir enerjisiyle ısıtılan modern sera tarım sanayisi kümelerinden biri olması hedefiyle 47 sanayi parselinin bulunduğu, 1 milyon 790 bin metrekare sera üretim alanıyla yüzde 75'i kadın 3.500 kişiye istihdam sağlayacak projede hem vizyon hem de yeni nesil tarım yatırımları açısından bir örnektir. Bayındır ve Dikili'de çalışmaları tüm hızıyla devam eden bu projelerin Milliyetçi Hareket Partisinin Tarım Kentleri Projesi'nin tam manasıyla hayata geçirildiği takdirde devletimize, milletimize ne denli büyük katkılar sunacağının göstermesi açısından da takdir ve teşvik ettiğimizi ifade etmek istiyorum.
İnanıyorum ki toprağı miras olarak değil, gelecek nesillere eriştirilmesi gereken bir emanet olarak gören anlayışla alın terinin hakkını veren, toprağı koruyan, tarımı teşvik eden adımlar bundan sonra da atılmaya devam edecektir.
Bu duygu ve düşüncelerimizle çıkacak kanunu destekliyoruz.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler
Son Haberler
AK Parti Sözcüsü Çelik: NATO'nun en büyük şansı Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye'de yapılacak olması
Umman: Hürmüz Boğazı'nda geçici deniz koridoru için IMO ile koordinasyon sağlandı
AK Parti Grup Başkanvekili Usta'dan Kırıkkale'deki patlamaya ilişkin taziye mesajı
MHP'li Özyürek: Deprem Bölgesindeki KDV İstisnasının Uzatılması Ortak Sorumluluğumuzdur