MHP'li Kılıç: Ekmeğini taştan çıkaranın alın teri kurumadan hakkı eksiksiz teslim edilmelidir
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, ''Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, meseleye en başından beri şu pencereden baktık: Ekmeğini taştan çıkaranın alın teri kurumadan hakkı eksiksiz teslim edilmelidir.'' dedi
29.04.2026 23:56
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, TBMM Genel Kurulunda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Kılıç'ın konuşması şu şekilde;
Madenci kardeşlerimizin günlerdir süren ve bizim de yakından takip ettiğimiz hak arayışını İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin devreye girmesiyle çözüme kavuşması hepimizin yüreğine su serpmiştir. İşçilerimizin taleplerinin karşılık bulması ve haklarını alarak eylemlerini sonlandırmaları son derece kıymetlidir. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, meseleye en başından beri şu pencereden baktık: Ekmeğini taştan çıkaranın alın teri kurumadan hakkı eksiksiz teslim edilmelidir. Devletimiz ile işçimizi karşı karşıya getirmek isteyenlere hiçbir fırsat verilmeden meselenin karşılıklı anlayış ve mutabakatla çözülmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Yerin metrelerce altında rızkını arayan tüm işçi kardeşlerimize ve ailelerine hayırlı olsun diyor, bir daha bu tür olayların meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması hususunda üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyorum.
29 Nisan sıradan bir gün değildir bizim için, gelip geçici bir yirmi dört saat hiç değildir. Bir yanda kavurucu çöl kumlarına kazınan sarsılmaz bir irade, diğer yanda Altayların dondurucu ayazında yankılanan bir hürriyet çığlığı gizlidir bu tarihte; çöl ve dağ. Kutülamare ve Doğu Türkistan, 2 farklı coğrafya, 2 büyük destan ve boyun eğmeyi reddeden tek bir ruh. 1916'nın o amansız baharını bir düşünün, Dicle kıyılarında hastalık, yokluk ve mühimmat eksikliğiyle boğuşan bir ordu, karşıda ise üzerinde güneş batmaz kibriyle donanmış, dönemin en modern silahlarına sahip İngiliz birlikleri ancak o mağrur kibrin hesap edemediği bir şey vardı: Türk askerinin göğsündeki sönmek bilinmeyen istiklal ateşi. Halil Paşa komutasındaki Mehmetçik Kutülamarede sadece bir orduyu kuşatıp teslim almadı, "yenilmez" denilen orduyu kumlara gömerek yedi düvele unutamayacağı bir ders verdi. 29 Nisan 1916'da kazanılan bu zafer zifiri karanlıkta bile bağımsızlık meşalesini yeniden yakabilmenin "bitti" denilen yerden yeniden dirilişin en somut destanıdır.
Zaman ileri sarar, yıl 1951 olur; coğrafya değişir, düşman değişir ama o esaret kabul etmeyen başı dik duruş zerre kadar değişmez. Binlerce kilometre ötede, Altay Dağları'nda bir yiğit çıkar ortaya: Osman Batur. Zulme karşı at sırtında elinde mavzeriyle bir milletin namusunu, Doğu Türkistan'ın davasını savunur. İdam sehpasına yürürken bile zalimin gözünün içine o hiç kırpmadığı gök rengi gözleriyle bakar. Bedeni o gün o sehpada toprağa düşmüş olabilir ama yaktığı meşale Altay Dağları'ndan taşıp milyonların yüreğine düşmüştür. O "Ya istiklal ya ölüm." yeminini kanıyla imzalayanlardan biridir. Neden bugün bu iki hatırayı aynı nefeste, aynı gururla anıyoruz biliyor musunuz sayın milletvekilleri? Çünkü çölleri dar eden o çelik irade ile Altaylar'da ölümü gülümseyerek karşılayan o asil kan bugün hâlâ aynı damarlarda akıyor. Biz bu gücü geçmişin tozlu raflarında, tarih kitaplarının sararmış sayfalarında bırakmadık. O miras, bugün geleceğe attığımız her adımın arkasında duran güç oldu. Bugün Türk ve Türkiye Yüzyılı'ndan bahsediyorsak, gökyüzünü yırtan KAAN'ın motor sesinde, mavi vatanı aşan TCG ANADOLU'nun heybetinde, dünyanın öbür ucunda oyunbozan o çelik kanatlı SİHA'larımızda aslında bu ecdadın ruhu var. Dün, var olmak için, vatanı savunmak için can verenlerin çocukları bugün dünyada oyun kurmak için ter döküyor, teknoloji üretiyor, akıl koyuyor. Artık, kendi kabuğuna çekilmiş, bekleyen, başkalarının yazdığı senaryolarda figüranlık yapan bir Türkiye yok.
Köklerini Malazgirt'e, Kutülamare'ye dayayan, ufkunuysa küresel bir güce dönüştürmüş, tam bağımsız bir devlet var. Osman Batur'un hayali, Kutülamare kahramanlarının duası bugün ete kemiğe bürünüyor. Bu yüzden 29 Nisanda sadece geçmişe bakıp iç çekmiyoruz, ecdada selam durup yepyeni bir yüzyılı kendi ellerimizle inşa etmenin haklı gururuyla geleceğe yürüyoruz. Yolumuz açık, bu kutlu şahlanışımız ebedi olsun diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
Adalet Bakanı Gürlek, Rojin Kabaiş'in ailesini kabul etti
MHP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Karabay'dan İstanbul Ülkü Ocakları İl Başkanı Alparslan Doğan’a Ziyaret
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Çankaya Köşkü'nde toplandı
YSK Başkanlığına Serdar Mutta seçildi