MHP'li Aydın: Çocuklarımızı yalnızca fiziksel tehditlerden değil onları şiddete sürükleyebilecek sosyal ve dijital etkilerden de korumak zorundayız
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, ''Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarının yapıldığı bugünlerde maalesef Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da meydana gelen elim olaylar neticesinde yavrularımızın hevesleri kursağında kalmış, ocaklara ateşler düşmüş ve ülkemiz bir matem havasına bürünmüştür. Söz konusu okul saldırıları münferit vakalar gibi görünse de çocukları şiddete, zorbalığa, nefret diline ve zararlı etkilere açık bırakan daha geniş bir risk alanına işaret etmektedir. Dolayısıyla çocuklarımızı yalnızca fiziksel tehditlerden değil onları şiddete sürükleyebilecek sosyal ve dijital etkilerden de korumak zorundayız.'' dedi
21.04.2026 20:49
MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş'taki okullarda meydana gelen saldırılar hakkında gündem dışı konuştu.
MHP'li Aydın'ın konuşması şu şekilde:
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarının yapıldığı bugünlerde maalesef Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da meydana gelen elim olaylar neticesinde yavrularımızın hevesleri kursağında kalmış, ocaklara ateşler düşmüş ve ülkemiz bir matem havasına bürünmüştür. Söz konusu okul saldırıları münferit vakalar gibi görünse de çocukları şiddete, zorbalığa, nefret diline ve zararlı etkilere açık bırakan daha geniş bir risk alanına işaret etmektedir. Dolayısıyla çocuklarımızı yalnızca fiziksel tehditlerden değil onları şiddete sürükleyebilecek sosyal ve dijital etkilerden de korumak zorundayız. Yani bu tarz felaketlerin yaşanmaması adına öncelikle sorumluluğu bulunan ailelerimizin, toplumumuzun ve dahi devletimizin görevi, yalnızca suç işlendikten sonra tedbir almak yahut cezalandırmak değil çocukları şiddetten koruyacak mekanizmaları önceden düşünüp, tasarlayıp, planlayıp eyleme dönüştürmektir. Yaşananları basite indirgeyip yalnızca okul güvenliğiyle halledilebilecek bir durum gibi görmek yerine, çok boyutlu ve paydaşlı bir mesele olarak ele alınıp, bütüncül bir bakış açısıyla incelenip çözülmesi gereken bir kolektif sorun olarak algılamak ve kabul etmek gerekir. Çünkü tahribatı, yan etkileri, olay mahalli ve şahıslarıyla sınırlı kalmamakta, aksine uzun vadede sosyal bir travmaya dönüşüp toplumsal hatta ülkesel bir krize dönüşebilme riski ve tehlikesi taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu durum kontrolsüz bırakıldığında ya da ihmal edildiğinde telafisi mümkün olmayan sonuçlara kapı aralayabilecek bir zemin hazırlamaktadır. Nitekim, benzer hadiselerin farklı toplumlarda yaşandığı gerçeği meselenin aynı zamanda küresel bir tehdit boyutu kazandığını da açıkça göstermektedir. Bu tür tespit ve öngörülere başta Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Ofisi, Europol ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası kuruluşların açıklamalarında istatistiksel analiz ve veriler ışığında tanıklık etmekteyiz. Benzer tanı ve yorumu Genel Başkanımızın geçen haftaki açıklamalarında ve bugünkü grup toplantısında ve Sayın Cumhurbaşkanımızın dünkü Kabine toplantısı sonrası yaptığı değerlendirmelerde açıkça görmekteyiz. Bu nedenle, meseleyi yalnızca fail üzerinden okumak hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacaktır çünkü asıl sorgulanması gereken çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır. Dolayısıyla, bu art arda vuku bulan münferit olaylardan hareketle sadece güvenli okul ortamının güçlü toplumun ve sağlıklı geleceğin temeli olduğunu düşünmek eksik kalır ve bizi hataya götürür. Çünkü ihtiyaç duyduğumuz şey yalnızca daha sert tepki değil, daha akıllı, daha erken ve daha kapsayıcı önleme politikalarıdır.
Somutlaştırmak gerekirse, son yılda ölümle sonuçlanan ve genellikle ağırlıklı olarak kampüs veya eğitim kurumlarında vuku bulan terör eylemlerinin bilimsel ve kriminal incelemeleri sonucu raporlaştırılan sonuçlarına göre terörizmin yeni ve genellikle bireysel eylem formatına dönüşüp ve yaş ortalamasının ise çocuklara inmesinin karşısında müdahale kadar önlemede çok önemli bir yer tutmaktadır. Gençlerin korunması için hem kurallar hem de bireysel sorumluluk aynı anda güçlendirilmelidir. Bu konuda başkanlığını yaptığım AGİT PA'ya bağlı Terörle Mücadele Özel Komisyonu olarak çocukların radikalleşmesini ve şiddete eğilimlerini engelleyecek programlar çerçevesinde konunun en önemli paydaşı hatta ana aktörü çocuklarımızla doğal ortamları olan okullarında "okul diyaloğu" adı altında bir araya gelerek çözüm arayışında bulunmayı önceledik. Bu genel çerçevede özellikle medya ve dijital okuryazarlık çok büyük önem arz etmektedir çünkü bugünün çocukları yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda dijital bir çevrede büyümektedirler. Dolayısıyla şiddet kültürü, nefret dili, zorbalık ve manipülasyon artık çoğu zaman dijital ortamlarda da yayılmaktadır. Bu nedenle medya ve bilgi okuryazarlığı sadece akademik bir kazanım değil koruyucu bir kalkandır. Gençlerin gördüğü her içeriği doğru kabul etmemesi, paylaşmadan önce sorgulaması ve manipülasyonu ayırt edebilmesi hayati önemdedir.
Dahası, çocuklara "Doğru mu, faydalı mı, saygılı mı?" diye düşünme alışkanlığı kazandırılmalıdır çünkü dijital dünyada bilinçli olmayan bir çocuk veya genç fiziksel dünyada da savunmasız hâle gelebilir. Çevrim içi zorbalık, dışlama, tehdit ve şiddet çağrışımlı içerikler ciddiye alınmalıdır.
Dijital ayak izi, mahremiyet, hesap güvenliği ve sorumlu paylaşım kültürü erken yaşta öğretilmelidir.
Çoğu zaman şiddet ile radikalleşme arasında görünmez ama tehlikeli bir geçiş alanı bulunmaktadır. Özellikle çocukların ve gençlerin yalnızlık, dışlanma, öfke ve yönsüzlük duygularının istismar edilmesi ciddi bir risk oluşturmaktadır. Zararlı dijital içerikler, manipülatif mesajlar ve şiddeti normalleştiren söylemler çocukları ve gençleri etkileyebilmektedir. Bu nedenle okul güvenliği, aynı zamanda çocukların aşırılıktan, zorbalıktan ve şiddet kültüründen korunma meselesidir
Dolayısıyla, çocukları ve gençleri yalnız bırakmayan, onları dinleyen ve yönlendiren bir sistem kurmak gerekir. İki büyük uygulama sonucu elde edilen ve önemle vurgulanan önleyici tedbirler ve uygulamaların başında sırasıyla okulların yalnızca bilgi aktaran kurumlar değil aynı zamanda koruyucu ve yönlendirici sosyal alanlar olduğu algısının yaygınlaştırılması, yine her okulda öğrencilerin rahatlıkla başvurabileceği güvenilir bir sorumlu bulunması gelmektedir diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler
21.04.2026

Son Haberler
MHP'li Akçay: Kadınlarımızın annelik sebebiyle hak kaybına uğraması kabul edilemez
TBMM NATO Parlamenter Asamblesi Türk Delegasyonu Başkanı Çavuşoğlu: Türkiye olarak her konuda kendimizi geleceğe hazırlıyoruz
TİKA tarafından yenilenen Herat Ulu Cami parkı hizmete açıldı
Dışişleri Bakanı Fidan, Zambiyalı mevkidaşı Haimbe ile görüştü