MHP'li Akçay: Milliyetçi Hareket Partisi olarak temiz siyaset, temiz yönetim ve temiz toplum idealini demokrasinin ahlaki temeli olarak görüyoruz
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, ''Milliyetçi Hareket Partisi olarak temiz siyaset, temiz yönetim ve temiz toplum idealini demokrasinin ahlaki temeli olarak görüyoruz çünkü hizmet kurumlarına ve yöneticilerine güvenin zedelenmesi yalnızca hukuki değil aynı zamanda toplumsal ve ahlaki bir tahribattır.'' dedi
02.06.2026 19:16
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, TBMM Genel Kurulunda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Akçay'ın konuşması şu şekilde;
29 Mayısta, köhnemiş bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan İstanbul'un fethinin 573'üncü yıl dönümünü kutladık. İstanbul'un fethi dünya tarihi için de eşsiz bir dönüm noktası, kudret ve adaletin yedi iklime mühürlenmesidir.
İstanbul'un fethi yalnızca bir askeri zafer, bir sur yıkma hadisesi, bir toprak kazanımı değildir; İstanbul'un fethi tıkanmış tarih yollarını açan, Doğu ile Batı arasında yeni bir denge kuran, insanlığı köhnemiş bir düzenin karanlığından çıkarıp yeni bir medeniyet ufkuna taşıyan büyük bir hamledir.
Bu fetih, bir dinin diğerine tahakkümü değil; gerilemeye karşı ilerlemenin, sömürüye karşı adaletin şanlı zaferidir. 1453'te Bizans'ın zulmüne son verilmiştir. Fatih Sultan Mehmet Han, adaleti devletin temeline, kerim devlet nizamını toplumun merkezine, imarı fethin ruhuna yerleştirmiştir.
Çünkü fetih yol açmaktır; yağma değil, ihyadır; tahakküm değil, medeni nizamdır; zulüm değil, adalettir. Bizim tarihimizde, fethedilen şehirler harabeye çevrilmez; camisiyle, kilisesiyle, çarşısıyla, medresesiyle, vakfıyla, yolu ve köprüsüyle mamur edilir.
İstanbul bunun en büyük şahididir. Fatih'in fethi, kılıcın ardında kalemin, topun ardında hukukun, zaferin ardında merhametin bulunduğu bir medeniyet tasavvurunun gerçekleşmesidir.
Bu yönüyle İstanbul'un fethi, devlet aklının en berrak yansımalarından biridir. Devlet, milleti yaşatmak, adaleti hâkim kılmak, mazluma güven, zalime "Dur." demek için vardır. Fatih'in ortaya koyduğu nizam tam olarak budur.
İstanbul'un fethi, dünün hatırası değil, bugünün idraki ve yarının istikametidir. Bugün bizlere düşen görev, Fatih'in açtığı o büyük medeniyet kapısından yürüyerek güçlü, adil, bağımsız ve lider ülke Türkiye idealini daha da yükseltmektir. Bu vesileyle, İstanbul'un fatihi, cihan padişahı Fatih Sultan Mehmet Han'ı ve aziz ecdadımızı rahmetle ve hürmetle anıyorum.
Sayın Başkan, uluslararası politikayı yorumlarken İsrail'in Filistin'e yönelik zulmünü gözümüzden ve gönlümüzden uzak tutamayız. Gazze'de, Kudüs'te ve Filistin'in dört bir yanında yaşanan katliam ve zulüm, yalnızca bir coğrafyanın meselesi değildir; insanlığın, vicdanın, hukukun ve İslam dünyasının ortak sınavıdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey, dağınık tepkiler değil; kalıcı, kurumsal ve caydırıcı bir birlik iradesidir. Bu nedenle, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin gündeme taşıdığı Kudüs paktı teklifi tarihî önemdedir.
Bildiğiniz üzere, Sayın Genel Başkanımız 5 Ağustos 2024 tarihli açıklamasında Kudüs paktını gündeme getirmişti. Kudüs eksenli bölgesel barış ve güvenlik mimarisi sadece Filistin-İsrail hattında kalıcı ateşkes ve iki devletli çözümü değil insani koridorların sürekliliğini, uluslararası hukuk ve egemen eşitlik ilkesinin işletilmesini, bölgenin bir huzur kuşağına dönüşmesini hedeflemektedir. Türkiye bu paktın kuruluşuna öncülük ederek bölgesel diplomasi, insani yardım ve caydırıcı kapasiteyi aynı çatı altında kurumsallaştıracaktır.
Uluslararası toplumun yetersizliği ve İslam dünyasının dağınıklığı karşısında Türkiye tarihî bir sorumluluk bilinciyle hareket etmektedir. Kudüs ve Gazze meselesi Türkiye açısından yalnızca bir dış politika başlığı değil aynı zamanda vicdani, tarihî ve insani bir meseledir. Türkiye tarih boyunca mazlumun yanında durmayı, adaleti savunmayı ve kriz bölgelerinde insani sorumluluk üstlenmeyi ilke edinmiştir.
Bugün de Gazze meselesinde diplomatik, insani ve siyasi bütün kanalları kullanarak ateşkesin sağlanması, insani yardımların ulaştırılması ve uluslararası hukuk mekanizmalarının işletilmesi için çaba göstermektedir çünkü biliyoruz ki Türkiye yalnızca kendi sınırlarını koruyan bir ülke değil aynı zamanda bölgesinde adalet, denge ve vicdan çağrısını yükselten bir devlettir. Gazze meselesi de bu sorumluluğun en açık şekilde görüldüğü başlıklardan biridir.
Sayın Başkan, siyaset milletin emanetine sahip çıkma faaliyetidir. Kamu görevi şahsi menfaatin, kayırmacılığın, rüşvetin ve yolsuzluğun aracı hâline getirilemez. Milliyetçi Hareket Partisi olarak temiz siyaset, temiz yönetim ve temiz toplum idealini demokrasinin ahlaki temeli olarak görüyoruz çünkü hizmet kurumlarına ve yöneticilerine güvenin zedelenmesi yalnızca hukuki değil aynı zamanda toplumsal ve ahlaki bir tahribattır. Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun kamu kaynaklarını istismar eden, milletin hakkını kendi çıkarına tahavvül eden hiç kimse korunmamalıdır, savunulmamalıdır; yolsuzluğun partisi, rozeti, mazereti olmaz.
Belediyeler başta olmak üzere bütün kamu görevleri hizmet ve sorumluluk alanıdır; rant, istismar ve çıkar ağı değildir. Siyasetin daha şeffaf, daha hesap verebilir ve daha ahlaklı bir zemine ve etik kurallara bağlanması millî bir ihtiyaçtır.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
AK Parti Sözcüsü Çelik: NATO'nun en büyük şansı Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye'de yapılacak olması
Umman: Hürmüz Boğazı'nda geçici deniz koridoru için IMO ile koordinasyon sağlandı
AK Parti Grup Başkanvekili Usta'dan Kırıkkale'deki patlamaya ilişkin taziye mesajı
MHP'li Özyürek: Deprem Bölgesindeki KDV İstisnasının Uzatılması Ortak Sorumluluğumuzdur