Yükleniyor...

MHP'li Akçay: Hafızasını koruyan milletler ortak geleceğini daha güçlü inşa eder

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, ''Ankara 15 Temmuz Demokrasi Müzesindeki bu anlamlı sergiyi ziyaret etmeye siz kıymetli milletvekillerimizi, aziz milletimizi ve özellikle gençlerimizi davet ediyorum çünkü hafızasını koruyan milletler ortak geleceğini daha güçlü inşa eder ve kurar.'' dedi

16.06.2026 23:32

MHP'li Akçay: Hafızasını koruyan milletler ortak geleceğini daha güçlü inşa eder

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, TBMM Genel Kurulunda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

MHP'li Akçay'ın konuşması şu şekilde;

Bugün Türk dünyasının yakın tarihinde derin ve acı izler bırakan "Repressiya" gerçeğine ve bu hakikati hafızalarımıza taşıyan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki önemli bir sergiyi dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Repressiya, kelime anlamıyla baskı, sindirme ve cezalandırma demektir ancak bizim için bu kavram yalnızca siyasi bir tasfiye değil, milletimizin diline, kültürüne, inancına, hafızasına ve aydınlarına yönelmiş sistemli bir yok etme politikasıdır.

Repressiya yalnızca bedenleri ortadan kaldıran bir zulüm değil, hafızayı sıfırlamayı, kimliği silmeyi, inanç ve kültürü kurutmayı hedefleyen sistematik bir Sovyet Devleti terörüydü. Amaç, Türk dünyasının kendi tarihini hatırlamasını, kendi dilinde düşünmesini, kültürüyle var olmasını engellemekti.

1917 Bolşevik Devrimi sonrasında Sovyet coğrafyasında başlayan, özellikle 1937, 1938 yıllarında kitlesel boyutlara ulaşan bu karanlık süreçte Azerbaycan'dan Kazakistan'a, Kırgızistan'dan Özbekistan'a, Kırım'dan Türkistan'a kadar binlerce aydın, şair, devlet adamı, din adamı ve fikir insanı "Pantürkist" "halk düşmanı" "karşı devrimci" gibi yaftalarla idam edilmiş, kurşuna dizilmiş, sürgün edilmiş, çalışma kamplarında yok edilmiştir.

Halkın "Kara kuzgun" adını verdiği siyah kapalı otomobillerin gece yarısı kapılara dayanması, yalnızca bir tutuklamanın değil, ailelerini hedef alan büyük bir korku düzeninin sembolü hâline gelmişti.

Bu zulüm öyle akıl almaz, öyle sınır tanımaz bir boyuttaydı ki Repressiya döneminde atlara bile ceza verilmiş, atlar sürgüne gönderilmişti çünkü mesele sadece insanı değil, hatırlatan her değeri kökünden kazımaktı. Ancak bu karanlık dönemde aynı zamanda eşsiz bir asalet ve sadakat destanı da yazılmıştır.

Azerbaycan'ın istiklal şairi Ahmed Cevad zindanlara atıldığında eşi Şükriye Hanım'a Sovyet yönetimi ahlaksız bir teklifte bulundu: "Onu terk et, boşan, seni sürgüne göndermeyelim." dediler.

Şükriye Hanım'sa boşanması hâlinde asıl o zaman Ahmed Cevad'ın öleceğini söyleyerek kendisinin de kurşuna dizilmesini istemiştir. O asil kadın teklifi elinin tersiyle itti ve eşine, davasına ihanet etmemek için tam sekiz yıl sürgün kamplarında, o dondurucu cehennemde azap ve çile çekti.

İşte, tarihin sessiz bırakılan bu acılarını hatırlamak, unutmamak ve bugünün kazanımlarını yarının ufkuyla birleştirmek boynumuzun borcudur.

Bu şuurla, liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin himayelerinde kurulan Ahmed Cevad Enstitüsünün öncülüğünde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TÜRKSOY'un değerli katkılarıyla Türk Dünyasında Repressiya Sergisi hayata geçirilmiştir.

1926 Bakü Türkoloji Kurultayı'nın 100'üncü yılı ve Türk devletlerinin bağımsızlığının 35'inci yılına atfen düzenlenen bu kıymetli organizasyon yalnızca bir sergi değildir.

Bu çalışma fotoğraflar, belgeler, yarım kalmış hayat hikâyeleri ve susturulmuş isimler üzerinden ortak hafızamızı diri tutan tarihî bir şahitliktir.

Bu sergide Stalin döneminin baskıcı uygulamaları, sürgün kampları, cinayetler, katliamlar ve Türk dünyası aydınlarının yaşadığı büyük dram belgeleriyle ortaya konulmaktadır.

Azerbaycan'dan Kazakistan'a, Kırım'dan Türkistan'a kadar "repressiya"ya maruz kalan nice fikir, sanat, edebiyat ve dava insanlarının aziz hatırası milletimizin hafızasına ve vicdanına emanet edilmektedir.

Bu vesileyle, serginin düzenlenmesinde emeği geçen başta Ahmet Cevad Enstitüsü olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlara ve bilim insanlarına yürekten teşekkür ediyorum.

Ankara 15 Temmuz Demokrasi Müzesindeki bu anlamlı sergiyi ziyaret etmeye siz kıymetli milletvekillerimizi, aziz milletimizi ve özellikle gençlerimizi davet ediyorum çünkü hafızasını koruyan milletler ortak geleceğini daha güçlü inşa eder ve kurar. "Repressiya" kurbanlarını, hürriyet mücadelesinde bedel ödeyen bütün şehitlerimizi ve mazlumları rahmetle, minnetle, saygıyla anıyorum.

Bu hafta Türk fikir ve irfan hayatının 3 mümtaz şahsiyetini; Cemil Meriç'i, Dündar Taşer'i ve Peyami Safa'yı saygıyla, rahmetle yâd ediyoruz. Her biri farklı mecralarda eserler vermiş olsa da onları aynı çizgide buluşturan temel hakikat milletimizin tarihî şahsiyetine, kültürel hafızasına ve medeniyet davasına duydukları sarsılmaz bağlılıktır.

Peyami Safa velut kalemini kültürel yabancılaşmaya ve maddeci ideolojilere karşı aşılmaz bir kalkan yapmış, Cemil Meriç idrakimize giydirilen deli gömleklerini yırtarak bize kendi irfanımızı, bu ülkenin hakikatlerini göstermiştir.

Merhum Dündar Taşer bu fikrî uyanışı siyasete ve aksiyona taşıyarak Türk milliyetçiliğinin ülküleşmesinde büyük Türkiye vizyonunun inşasına ömrünü vakfetmiştir.

Cemil Meriç "Mağaradakiler, Bu Ülke, Umrandan Uygarlığa ve Kültürden İrfana" gibi eserleriyle kelimelerin arkasındaki medeniyet ufkunu göstermiş; aydınlarımıza kendi sesini, kendi kavramlarını ve kendi ufkunu hatırlatmıştır.

Dündar Taşer "Mesele" kitabında ve büyük Türkiye idealini besleyen fikirlerinde tarih şuurunu kuru bir hatıra olmaktan çıkarıp devlet aklına, millî ülküye ve siyasi aksiyona dönüştürmüştür.

Peyami Safa ise "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"nda insan ruhunun sancılarını, "Fatih Harbiye"de medeniyet buhranını, "Türk İnkılâbına Bakışlar"da ise milletimizin modernleşme arayışını derin bir fikirle işlemiştir.

Onlar bize, taklit ederek değil; düşünerek, araştırarak, hatırlayarak ve kendi köklerimize yaslanarak yükselebileceğimizi gösterdiler. Fikirleriyle yolumuzu aydınlatan bu düşünce ve fikir insanlarını saygıyla anıyorum.

www.haberotesi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Haber Ötesi'ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Kaynak:

Haber Merkezi

Yorumlar (0)