MHP'li Akçay: ABD'nin ve İsrail'in siyonizmin taşeronluğuna soyunarak İran'a saldırması gayrimeşrudur, gayrihukukidir
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, "Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavrımız nettir. ABD'nin ve İsrail'in siyonizmin taşeronluğuna soyunarak İran'a saldırması gayrimeşrudur, gayrihukukidir. Bu haydutluğu ve bölgemizi kan gölüne çeviren saldırganlığı şiddetle kınıyoruz." ifadelerini kullandı.
03.03.2026 21:47
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, TBMM Genel Kurulunda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Akçay'ın konuşması şu şekilde;
27 Şubat 2011 tarihinde çok değerli siyaset ve devlet adamı ve aynı zamanda bilim insanı ve Türkiye'nin 23'üncü Başbakanı Necmettin Erbakan'ı ölüm yıl dönümünde rahmet ve şükranla anıyorum. Kendisini bağımsızlığa ve yüksek teknoloji kurmaya, ağır sanayi hamlesine adamış, siyonist emeller konusunda milletimizi yıllarca bilgilendirmiş ve uyarmış bir büyük insan olarak hayırla hatırlıyor ve anıyoruz.
Dünyanın fay hatlarının kırıldığı, küresel sistemin dikişlerinin patladığı, uluslararası hukukun enkaz altında kaldığı tarihî bir eşikten geçiyoruz. Gazze'de aylardır dünyanın gözü önünde devam eden katliam, Batı Şeria'daki işgal girişimleri, kuzeyimizde süren savaş, Afganistan-Pakistan savaşı ve komşumuz İran'a yönelik kanlı saldırılar ve akabinde İran'ın misillemeleri Türkiye'nin ne kadar kritik bir süreçten geçtiğini hepimize göstermektedir. Bir yanda sözde diplomatik barış müzakeresi yürütülürken diğer yanda devletlerin egemenlik haklarının ve hukukun hiçe sayıldığı, liderlerin ve masumların katledildiği bir vahşet sahnelenmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavrımız nettir: ABD'nin ve İsrail'in siyonizmin taşeronluğuna soyunarak İran'a saldırması gayrimeşrudur, gayrihukukidir. Bu haydutluğu ve bölgemizi kan gölüne çeviren saldırganlığı şiddetle kınıyoruz.
Ankara'dan bakıldığında görünen tablo şudur: Mesele sadece Gazze değildir, Lübnan veya İran da değildir; vadedilmiş topraklar hezeyanıyla haritaları kanla yeniden çizmeyi hedefleyen siyonist emperyalistlerin nihai hedefinde, amaçlarında eninde sonunda Türkiye de vardır, bunu da açık açık söylemektedirler. Dün Irak'ı, Suriye'yi, Libya'yı parçalayanlar, bugün İran'ı istikrarsızlaştırmak için düğmeye basanlar yarın o namluları bize çevirmenin hesabını yapmaktadırlar. İşte, tam da bu yüzden Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin tarihî uyarıları siyasi bir söylem değil büyük bir uyarıdır. Biz aylardır "iç cephe" derken, "millî birlik ve kardeşlik" derken neyi kastettiğimizi umarım bugün sınırlarımızın hemen ötesinde patlayan bombalar, vahşi saldırılar olanı biteni herkese anlatmaktadır. Dışarıda fırtına koparken içerdeki safları sıklaştırmak bir tercih değil bir zorunluluktur. Sınırlarımızın hemen ötesinde başkentler bombalanırken, komşu devletler istikrarsızlaştırılırken Türkiye'nin en büyük kuvveti sarsılmaz iç cephesidir, kardeşlik ve dayanışmasıdır. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin ısrarla son dönemlerde de ortaya koyduğu tarihî vizyon ve çağrıları, iç cephe vurgusu işte bu yaklaşan fırtınayı çok önceden gören geniş ufuklu, tarih ve millî şuurun, stratejik aklın ve jeopolitik düşüncenin ve bir devlet aklının eseridir. Sınırlarımızın ötesinde bombalar patlarken, devletler kargaşa içindeyken Sayın Genel Başkanımızın ne kadar haklı ve öngörülü olduğu, tehlikeyi ne kadar önceden gördüğü şimdi daha iyi anlaşılmıyor mu? Önemle ifade ediyorum: Terörsüz Türkiye stratejik ve jeopolitik bir mecburiyettir. Bu kavram, demokrasiyi de hukuku da millî dayanışmayı da içeren bir kavramdır. Bugün komşumuz İran'ın başına gelen felaketlerden, istihbarat zafiyetlerinden ve iç sızmalardan çıkaracağımız en büyük ders şudur: Ülkenin bekası milletin birliğiyle kaimdir
Türkiye Cumhuriyeti bölgemizin yegâne denge ve istikrar adasıdır. Biz, komşularımızın toprak bütünlüğünün korunmasından, bölgemizde dökülen kanın derhâl durmasından, barış ve huzurdan yanayız. İran binlerce yıllık devlet geleneğiyle İranlılarındır ve emperyalist dizaynlara kurban edilemez.
Herkes şunu iyi bilmelidir ki: Türkiye'yi bölgesel krizlerin içine çekmeye çalışan hiçbir senaryo başarıya ulaşamayacaktır. Biz bir olacağız, diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.
Manisa Soma Termik Santrali kömür temini garantisi, tam kapasiteyle çalıştırma, rehabilitasyon yapılması ve temiz baca filtresi takılması şartıyla 2015 yılında 685,5 milyon dolar karşılığı özelleştirilerek Torku şirketine verilmiştir. Torku Şeker, özelleştirme sonrasında sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemiş, çeşitli sebepler gösterilerek termik santrali tam kapasiteyle çalıştırmamış, bu nedenle elektrik üretiminde aksamalar yaşanmıştır. Rehabilitasyon ve yenilemeler yapılmamış, çalışan sayısı azaltılmış, çalışma şartlarını zorlaştırmış, baca gazı filtresini takmayarak çevre ve halk sağlığını tehdit etmiştir. Kömür verme garantili olduğu için Türkiye Kömür İşletmeleri termik santrale kömür vermiştir ancak verdiği kömürlerin parasını bu şirket ödememiştir. Soma Termik Santralinin Türkiye Kömür İşletmelerine kömür borcu 18 milyar lirayı geçmiştir. Soma Termik Santrali 17 Şubat 2026'da faaliyetlerini durdurmuştur. Termik santral tam kapasiteyle çalıştırılmadığı için özel maden firmaları ürettikleri kömürleri satamamış, sattıklarının parasını alamamıştır. Çalışanlarının ücretlerini ödemekte zorluk çeken maden firmaları üretimi düşürmüş, işçi çıkarmaya başlamıştır. Termik santralin faaliyetlerine son vermesiyle birlikte sıkıntılar daha da artmış, madenciler iş bırakma eylemine başlamıştır.
Geçen hafta Soma'daki siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının başkanlarından oluşan heyet Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi parti gruplarını ziyaret etti. Ancak çözüm sağlanamadığı için bugün madenciler, STK'ler, esnaflar ve vatandaşların katılımıyla Soma'da bir yürüyüş yapılmıştır. Soma Termik Santrali Soma'nın ekonomik, sosyal ve istihdam yapısının temel taşı, doğrudan ve dolaylı olarak on binlerce vatandaşımızın geçim kaynağıdır. Soma'nın ticaret hacmi, küçük ve orta ölçekli işletmeleri ile hizmet sektörü büyük ölçüde santral ve ona bağlı faaliyetlerle şekillenmiştir.
Soma Termik Santrali'nin faaliyetlerinin durdurulması sadece enerji üretimini değil, Somali ekonomisine, istihdamını ve sosyal dengesini de yakinen ilgilendirmektedir. Termik santralin faaliyetine son vermesiyle birlikte burada çalışan 1.230 işçi, yer altında çalışan 13 bin madencimiz işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Madencilik sektörüne hizmet veren esnaflar, kömür nakliyesi yapan binin üzerindeki nakliyeci esnaf açısından önemli bir istihdam sorunu yaşanacak, santralden ısınan yaklaşık 12 bin aile sıkıntı yaşayacaktır. Santralin kapanmasıyla, madenciliğin durmasıyla, binlerce madencinin işsiz kalmasıyla birlikte yerel tüketim düşecek ve bütün kesimleri, sektörleri de olumsuz etkileyecektir.
Bütün bu gerekçelerle Soma Termik Santrali'ne ilişkin belirsizlikler bir an önce giderilmeli, termik santral bir an önce üretime başlamalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi
Merkez Bankasının şikayetçi olduğu BKM'deki usulsüzlük soruşturmasında 9 şüpheliye iddianame
İLBANK, kayıp ve kaçakların önlenmesinde belediyelerin su ve atık altyapı yatırımlarına ağırlık verecek
Bolu'nun Gölköy Barajı'nda doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı