MHP Grup Başkanvekili Kılıç: Artık Türkiye'ye parmak sallama devri bitmiştir
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, ''Artık Türkiye'ye parmak sallama devri çoktan bitmiştir.'' dedi
23.06.2026 21:18
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, TBMM Genel Kurulunda, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MHP'li Kılıç'ın konuşması şu şekilde;
Avrupa Parlamentosunun son Türkiye raporunu hepimiz gördük, açıp okursanız değişen bir şey olmadığını da görürsünüz; ortada ne bir diplomasi nezaketi ne de zerre kadar bir objektiflik söz konusu. İnanın bana, yıllarını akademiye vermiş bir hoca, bugün de milletin Meclisinde vekâlet görevini yürüten bir vekil olarak bu tür metinleri gördükçe artık kızmaktan, sinirlenmekten ziyade Batı'nın o bitmek bilmeyen kibrine acır hâle geldim.
Evet, şunun altını net olarak çizeyim: Artık Türkiye'ye parmak sallama devri çoktan bitmiştir. O köhne müstemleke zihniyetiyle bize rota çizebileceklerini sanıyorlarsa daha çok beklerler. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin de ifade ettiği gibi, biz dünyaya Ankara'dan bakar, dünyayı Türkçe okur, yarınımızı dünün ışığında Türkçe tayin ederiz. Sipariş metinlere boyun eğmek yerine, o metinleri yazanların yüzüne tarihî gerçekleri çarpmak bizim boynumuzun borcu.
Önüne haritayı serip de bizi göremeyenlerin sorununu gözlerinde aramamak lazım; asıl dertleri zihinlerindeki o iflah olmaz tahakküm etme arzusu. Biz dünyaya onların penceresinden bakmaya mecbur muyuz? Asla. Baktığımız yer belli; Karadeniz'de Montrö'yü ilmek ilmek işliyoruz, Suriye'de o sözde terör koridoru haritalarını yırtıp atıyoruz, Turan Koridoru diyerek Asya'dan Avrupa'ya bambaşka bir ticaret ve kültür damarı açıyoruz. Doğu Akdeniz'e gelince, bizi Antalya Körfezi'ne sıkıştırmak isteyenlere mavi vatan nedir, sahada ve masada bizzat gösteriyoruz. Siz şimdi böyle bir devleti, böyle oyun kurucu bir gücü o masabaşı sığ raporlarla hizaya getireceğinizi mi sanıyorsunuz; gerçekten büyük bir akıl tutulması bu diyoruz.
Şunu hepimizin sorması lazım: Brüksel'in loş salonlarında hazırlanan bu karalama kampanyalarında neden hep Türk gençliği hedefte, neden Ülkü Ocakları sürekli hedef tahtasında? Söyleyeyim: Küresel sömürü çarkını döndürenler çok iyi biliyorlar ki bir milleti çökertmenin yolu onun gençliğini yani millî şuurunu felç etmekten geçer. Eskiden bu ülkenin çocuklarını sokak köşelerinde kısır kavgalara mahkûm etmek istiyorlardı. Peki, şimdi ne oldu? Karşılarında TeknOcak vizyonuyla uzay çağını zorlayan bambaşka bir nesil buldular. Ülkücü Türk gençliği laboratuvarlardan çıkmıyor, kendi kodunu yazıyor, yapay zekâ üretiyor ama yüreğinde de ecdadının o sarsılmaz asaleti mevcut. Batı'nın asırlık ezberini işte bu yiğitlerimiz, canlarımız bozdu. Kusura bakmasınlar, biz bu çocukları onların o zehirli kültür emperyalizmine ya da sosyal medyanın çamuruna kurban vermeyiz. Onlar, devletimizin çelik çekirdeği, bizim geleceğe karşı en büyük umudumuz. Beka, yedi düvel üzerimize gelirken Yenikapı'da mayalanan kutlu ruhtur; akşam vakti hanenin mutfağında huzurla, bereketle kaynayan tencerenin tam da kendisidir; akşam evine dönen babanın evlatlarının yüzüne bakarken hissettiği sessiz, vakur onurdur; sabahın seherinde kepengini besmeleyle kaldıran çarşıdaki, pazardaki, sanayideki esnafın sekteye uğramadan tıkır tıkır dönen o bereket çarkıdır. Dahası da var; bir kalabalığı kuru bir yığın olmaktan çıkarıp Türk milleti mertebesine yükselten, bizi biz yapan o sarsılmaz ahlaki ve manevi zemindir beka; hak ile batılı, helal ile haramı ayıran o incecik vicdan çizgisidir.
İşte, biz, Cumhur İttifakı'nın omuz omuza vermiş, etle tırnak gibi olmuş yerli ve millî duruşuyla aziz milletimizin huzuruna çıkıp da "İstikrar, Ahlak ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi" dediğimizde öyle fiyakalı kelime oyunları veya içi boş siyasi vaatler sıralamıyoruz, doğrudan doğruya Milliyetçi Hareketin süzülmüş aklını, bu milletin ruh köküne hitap eden bir varoluş ve diriliş manifestosunu ortaya koyuyoruz.
Önümüzde meşakkatli ama bir o kadar da şerefli bir yol var; hedefimiz Türk ve Türkiye Yüzyılı. Bu, sadece bizim coğrafyamızda hayatta kalma çabamız değil, Türkün adaletinin şu yorgun ve nizam bekleyen dünyaya yeniden nefes olması davasıdır. Varsın onlar kapalı kapılar ardında taraflı raporlar hazırlamaya devam etsinler, bizim rotamız şaşmaz, arkamızda ecdattan aldığımız o eşsiz ruh durduğu sürece kimse bizi yolumuzdan çeviremez. Ne diyordu millî şairimiz: "Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz/Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz." diyor.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
AK Parti Sözcüsü Çelik: NATO'nun en büyük şansı Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye'de yapılacak olması
Umman: Hürmüz Boğazı'nda geçici deniz koridoru için IMO ile koordinasyon sağlandı
AK Parti Grup Başkanvekili Usta'dan Kırıkkale'deki patlamaya ilişkin taziye mesajı
MHP'li Özyürek: Deprem Bölgesindeki KDV İstisnasının Uzatılması Ortak Sorumluluğumuzdur