Mehmet Kerim Akçoru: HTS ve GPRS Kayıtları Tolgahan Demirbaş’ın Beyanını Doğruluyor
Gazeteci ve Yazar Mehmet Kerim Akçoru, kamuoyunda Sinan Ateş davası olarak bilinen dosyanın detaylarını, 32. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan resmi belgeler, GPRS kayıtları ve kamera tutanakları eşliğinde iki ayrı videoda kapsamlı bir şekilde anlattı. Akçoru, dosyanın ne müştekileri ne de sanıkları memnun etmediğini vurgulayarak, adaletin bayatlamadan yerini bulması gerektiğini savundu.
19.02.2026 14:22
"Sadece Sinan Ateş İçin Değil, Herkes İçin Adalet"
Konuşmasına gazeteci Nedim Şener’in adalet tanımıyla başlayan Mehmet Kerim Akçoru, "Adalet bir ekmeğe benzer, tazeyken tadına doyum olmaz, bayatladıkça tadı kaçar" dedi. Dosyada 3 yıldır hücrede tutuklu bulunan insanlar olduğunu ve davanın Yargıtay aşamasına geldiğini belirten Akçoru, "Benim huyum kendi yorumlarımı katmak değil, dosyaya kazandırılmış resmi belgeler üzerinden konuşmaktır. İlk derece mahkemesinin verdiği kararlar kesin değildir, hukuk sistemimizde yapılan hataları düzeltmek için üst mahkemeler vardır" diyerek belgeleri incelemeye başladı.
Savcılık İddianamesindeki "Planlama" Çelişkisi
Akçoru, iddianamenin "Olayların Hukuki Değerlendirilmesi" bölümünden Savcı’nın ifadelerini noktasına virgülüne dokunmadan okudu. Savcılığın "Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş’ın olayı nerede, ne zaman, nasıl planladıklarına dair detaylı çalışma yaptıkları" iddiasına karşılık Akçoru şu soruları sordu: "Sayın Savcım, bu planlamanın ne zaman yapıldığına dair dosyada tek bir delil, şahit ifadesi, video kaydı veya HTS kaydı var mı? Ben baktım, yok. Nerede planlamışlar? Dosyada yok. 'Nasıl' planlamışlar? Yine yok."
Akçoru, Ayşe Ateş’in mahkemede "Tolgahan Demirbaş azmettirici olamaz" dediğini, Doğukan Çep’in ise "Olayı ben azmettirdim" diyerek Demirbaş ile bir bağının olmadığını beyan etmesine rağmen savcılığın bu iki isim arasında zorlama bir illiyet bağı kurduğunu iddia etti.
"Yasaklı Bilirkişi" Yüksel Var Hakkındaki Şok İddialar
Mehmet Kerim Akçoru, dosyadaki dijital materyalleri inceleyen bilirkişi Yüksel Var’ın durumunu eleştirdi. Bu şahsın Ankara Emniyeti Siber Suçlar’da görevli bir polis memuru olduğunu söyleyen Akçoru, "Bilirkişi taraflardan hiçbirini tanımamalıdır. Ancak bu şahıs, aynı emniyette çalıştığı Cinayet Büro Amiri Ensar Aykal’ı tanıyor. Bir trafik kazasında tutanak tutan polisi, o tutanağa itiraz edildiğinde bilirkişi atamak gibi bir şey bu. Ayrıca bilirkişi, görevini aşarak maktulün avukatını ve ortak ofis kullandıklarını araştırıp rapora eklemiştir; bu onun görevi değildir" dedi.
Ensar Aykal ve "Konum Paylaşımı" Meselesi
Akçoru, Komiser Ensar Aykal’ın Tolgahan Demirbaş’a maktulün adres ve konum bilgilerini gönderdiği iddiasına dair dosyada tek bir delil bulunmadığını savundu. Demirbaş’ın adres sorgulama mesajı olsa dahi, Aykal’ın buna cevap verdiğine dair hiçbir veri olmadığını belirten Akçoru, uçuş bilgileriyle ilgili mesajların ise cinayetten tam 9 ay önceye ait olduğunu ve Yargıtay içtihatlarına göre bu sürenin olayla bağ kurulması için çok uzun bir zaman olduğunu ifade etti.
Kamera Kayıtlarındaki "Zaman Tüneli": Bir Araç Aynı Anda İki Yerde Olabilir mi?
Videonun ikinci bölümünde Akçoru, Tolgahan Demirbaş’ın tetikçiyi kaçırdığı iddia edilen süreci kamera tutanaklarıyla çürüttü. İddianameye göre Demirbaş’ın aracı 13:46-13:53 arası Kadoil benzinliğinde beklemektedir. Ancak Akçoru, dosyadaki polis tutanağını göstererek; aynı aracın 13:49’da (güncel saatle) Ankara Canine Köpek Çiftliği’nin kamerasından geçtiğini belirtti. Akçoru, "Polis tutanağında saatlerin güncel olduğu yazıyor. Bir araç aynı anda hem benzinlikte durup hem de köpek çiftliğinden geçemez. Bu, Demirbaş’ın tetikçiyi kaçıran kişi olamayacağını ispatlayan teknik bir belgedir" dedi.
GPRS Verileri: 10 Metre Hassasiyetle Konum Takibi
HTS kayıtlarının 500 metre yanılma payı olduğunu, GPRS kayıtlarının ise 1-10 metre hassasiyetle çalıştığını belirten Akçoru, Tolgahan Demirbaş’ın GPRS dökümlerini paylaştı. Kayıtlara göre Demirbaş olay anında Gökçehöyük’teki çiftliktedir. Akçoru, Demirbaş’ın olay günü öncesinde üniversiteye gittiğini, olay saatlerinde ise çocuğuyla alışveriş merkezinde olduğunun GPRS verileriyle sabit olduğunu, "Çocuğuyla AVM’de olan birinin cinayet yönetmesi hayatın olağan akışına aykırıdır" sözleriyle dile getirdi.
Gözcü Suat Kurt’un Kronolojisi: "Dışarıdan Yardım Almadılar"
Akçoru, İstanbul’dan gelen gözcü Suat Kurt’un 25 Aralık’tan itibaren tüm hareketlerini GPRS verileriyle sıraladı:
- 25 Aralık: 18:59’da Ankara’ya varış ve doğrudan ofise gidiş.
- 26-27 Aralık: Ofis çevresi ve Wolf Cafe’de uzun bekleyişler.
- 27 Aralık: Sinan Ateş’in aracını görüp Doğukan Çep’e bildirmesi.
- 28 Aralık: Suat Kurt’un başka bir suçtan gözaltına alınarak cezaevine girmesi ve irtibatın kopması.
Akçoru bu noktada şu analizi yaptı: "Gözcü cezaevine girince tetikçiler (Eray Özyağcı ve Vedat Balkaya) bilgi akışını kaybetti. Eğer Tolgahan Demirbaş veya Ensar Aykal yardım etseydi, tetikçilere maktulün o gün İstanbul’a gittiği söylenirdi. Ancak tetikçiler haber alamadıkları için 28 Aralık’ta ofis önünde 3,5 saat boşuna beklediler. Bu, dışarıdan yardım almadıklarının ve olayın tamamen kendi içlerinde spontane geliştiğinin kanıtıdır."
"Spontane Eylem ve Kayıp Kayıtlar"
Mehmet Kerim Akçoru, saldırının maktulün İstanbul dönüşü Suat Kurt’un cezaevinden çıkıp tekrar izlemeye başlamasıyla gerçekleştiğini söyledi. 30 Aralık günü Suat Kurt’un 11:30’da aracı görüp Doğukan Çep’e haber verdiğini ve eylemin bu anlık bilgiyle yapıldığını belirtti. Akçoru, "Wolf Cafe’nin olay yerini tam gören kamera kayıtları neden dosyada yok?" sorusunu sorarak, adaletin tecellisi için bu teknik verilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
Sakarya, yılın ilk 2 ayında 26 bin 314 aracı yurt dışına gönderdi
Merkez Bankasının şikayetçi olduğu BKM'deki usulsüzlük soruşturmasında 9 şüpheliye iddianame
İLBANK, kayıp ve kaçakların önlenmesinde belediyelerin su ve atık altyapı yatırımlarına ağırlık verecek
Bolu'nun Gölköy Barajı'nda doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı