Gazeteci Nedim Şener: Muhsin Yazıcıoğlu suikastine dokunan yanıyor
İSTANBUL - Gazeteci Nedim Şener, BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen adli süreçlerde, FETÖ'nün delil karartma, yargıyı yanıltma ve kumpas faaliyetlerini hala sürdürdüğünü iddia ederek, "Yazıcıoğlu dosyası tartışmasız bir suikasttir. Bu olayı çözmeye çalışan, namus meselesi yapan savcı, polis kim varsa tehdit edilmiş, sürülmüş ve tasfiye edilmiştir." dedi.
17.06.2026 02:02
TGRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan gazeteci Nedim Şener, 25 Mart 2009 tarihinde Kahramanmaraş'ta meydana gelen ve Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasının ardındaki karanlık adli ve emniyet süreçlerine ilişkin çok konuşulacak iddialar öne sürdü. Olayın kronolojik ve operasyonel olarak Hrant Dink suikastiyle birebir aynı yapının ürünü olduğunu belirten Şener, dosyayı kapatmaya çalışan yerel yargı mensuplarını ve emniyetteki tasfiyeleri isim isim deşifre etti.
"Dink Cinayeti ile Yazıcıoğlu Olayı Aynı Tezgahın Ürünü"
Konuşmasında Hrant Dink suikastı soruşturması ile Muhsin Yazıcıoğlu dosyası arasındaki yapısal benzerliklere değinen Şener, iki olayda da hedef şaşırtma taktiklerinin uygulandığını savundu. 2007'deki Dink cinayetinin ardından 2012'de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "örgüt yok" kararı verdiğini hatırlatan Şener, o dönem bu işin arkasında Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) istihbaratçı polislerinin olduğunu ortaya çıkardıklarını, nitekim 2016 darbe girişiminin ardından jandarma yapılanmasının da olay yerinde Ogün Samast'a kolaylaştırıcılık yaptığının ve Akbank kamera kayıtlarının yok edildiğinin kesinleştiğini ifade etti.
Şener, Muhsin Yazıcıoğlu’nun da tam olarak bu ilişkiler ağını deşifre ettiği için hedef seçildiğini belirterek şöyle konuştu:
"Muhsin Yazıcıoğlu, Dink cinayetinin Alperen Ocakları ve BBP üzerinden kendisine yönelik bir komploya dönüştürüleceğini gördü. Trabzon’a gidip olayı bizzat teftiş etti. Çünkü tetikçi grubunun tamamı BBP ve Alperen Ocakları çevrelerinden özel olarak seçilmişti. Rahmetli gazeteci Aydın Engin ile katıldığımız bir programda aktarılmıştı; Yazıcıoğlu durumun farkına varınca, 'Bizim tarla çoktan sürülmüş' demişti. Bu hakikate vakıf olduğu an zaten hedef oldu. Nitekim Muhsin Yazıcıoğlu, öldürülmeden tam bir hafta önce gazeteci Ali Bayramoğlu aracılığıyla Hrant Dink'in kardeşi Orhan Dink (Hosrof Dink) ile iletişime geçerek görüşmek ve onlara bu olayların arkasındaki gerçekleri anlatmak istemişti."
F-16'ların Sonik Patlaması, Karbonmonoksit Gazı ve "Alan Temizliği" İddiaları
Helikopterin düşüş şekline ve kaza kırım raporlarına ilişkin çarpıcı detaylar paylaşan Şener, helikopterin sadece sise bağlı olarak dağa çarpmadığını ileri sürdü. Şener, "Dosyadaki verilere göre okuyorum; olay günü Erhaç Havaalanı'ndan kalkan F-16 ve F-4 jetleri helikopterin çok yakınından geçerek bir sonik patlama oluşturdu. Bu patlamanın yarattığı basınç ve egzoz gazı helikopteri etkiledi. Helikopterdeki insanların tamamının kanında karbonmonoksit gazı bulunması tesadüf mü? Karşımızda Hava Kuvvetleri mensubu, son derece deneyimli bir pilot var; GPS'i, yol radarı olan bir pilot neden gidip dağa çarpsın?" dedi.
Olayın ardından bir ekibin helikopter enkazına giderek "alan temizliği" yaptığını iddia eden Şener, İHA muhabiri İsmail Güneş’in telefon konuşmalarına ve cenazesindeki şu bulgulara dikkati çekti:
"İsmail Güneş kaza günü tam 2,5 saat boyunca parça parça telefonla konuşuyor. Kendi sağlık durumunu, Muhsin Başkan'ı etraflıca anlatıyor. Bu konuşmaların hiçbirinde ses tonunda korkunç bir acı yok, 'çenemde kırık var' demiyor. Ancak 3 gün sonra cenazeler bulunduğunda adamın çenesi kırık çıkıyor. Ayrıca tüm cenazeler helikopterin içinde veya hemen yanındayken, ayağı kırık olan Muhsin Yazıcıoğlu neden uzakta bulunuyor? Adamı alıp sürüklemişler. Helikopterin gidiş güzergahını kaydeden kumanda kontrol tablosundaki GPS cihazları sökülüyor ve yok ediliyor. Köylüler 'kaza bu tarafta oldu, garip bir patlama sesi duyduk' diye feryat ederken, arama ekipleri bilinçli olarak kaza yerinin 30-40 kilometre uzağında, ters istikamette arama yapıyor."
"FETÖ, Sinyal Manşetiyle Türkiye ile Alay Etti"
Olayın hemen ardından adli süreci bulandırmak için FETÖ'cülerin devreye girdiğini belirten Şener, dönemin Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Dursun Özmen'in saat 17.40'ta sahte bir bilgi notu hazırlayarak "Yazıcıoğlu yaralı, hastaneye getiriliyor, ayağında ve kaburgasında kırık var" dediğini, bu yolla hayati önemdeki ilk saatlerde arama kurtarma çalışmalarının sabote edildiğini söyledi.
Dosya Malatya Özel Yetkili Savcılığı'na gittiğinde FETÖ'cü savcıların dosyayı Ergenekon kumpasına dahil etmeyi ya da dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yıkmayı tartıştıklarını öne süren Şener, kapatılan Taraf gazetesinin kumpastaki rolüne sert tepki gösterdi:
"O dönem Mehmet Baransu denilen namussuz gazeteci kılıklı karanlık şahıs ve Ahmet Altan denilen soytarı, Taraf gazetesinde 'Telefon sinyaliyle arayarak helikopterin düşmesini sağladılar' diye manşet attılar. Sırf gazetecilik heyecanıyla Yazıcıoğlu'na ulaşmaya çalışan NTV çalışanları Mirgün Cabas ve Mustafa Hoş'u sanık yaptılar, ifadeye aldılar. FETÖ'cüler bu yalanlarla tüm Türkiye ile alay etti ve o Ahmet Altan denilen şahıs çıkıp bir gün bile özür dilemedi."
"Ankara Savcısı ve KOM Ekibi, Kahramanmaraş Başsavcısı Tarafından Tehdit Edildi"
2014 yılında özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasıyla dosyanın yeniden Kahramanmaraş'a döndüğünü ve FETÖ'cü unsurların devreye girmesiyle üst üste takipsizlik kararları verilerek dosyanın uyutulduğunu belirten Şener, kırılma noktasının 2019 yılında yaşandığını aktardı.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Ankara Emniyeti KOM Daire Başkanlığı'nda Muhammed Çorumlu ve ekibinin ByLock yazışmalarını çözerken Yazıcıoğlu dosyasının yargıda nasıl kapatıldığına dair yazışmaları deşifre ettiğini belirten Şener, süreci şu sözlerle ifşa etti:
"2020 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz bu ByLock çözümleri üzerine yeni bir soruşturma başlattı. Ankara'dan görevlendirilen ve bu işi namus meselesi yapan üst düzey KOM polisi ekibi Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş'ta derinlemesine araştırmalara girişti. Ancak Kahramanmaraş’taki dönemin başsavcısı, Ankara’dan gelen bu polis ekibini 'Sizi tutuklarım' diye açıkça tehdit etti. Aynı başsavcı, Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz'u makamına çağırarak ya da baskı kurarak 'Bu işe cinayet veya suikast demeyeceksin, kaza diye açıklama yapacaksın' diye tehdit etti. De demezse başına ne geleceğini ima etti. Dahası, aynı başsavcı beni de telefonla arayarak 1,5 saat boyunca üstü kapalı ve açık şekilde tehdit etti."
"15 Temmuz'da Erdoğan'a Suikaste Giden Ekip, Helikopterin Cihazlarını Söken Ekip çıktı"
Soruşturmanın en çarpıcı halkasının askeri kanatta gizli olduğunu ifade eden Nedim Şener, helikopter enkazından hayati önemdeki kayıt cihazlarını sökerken görüntülenen sigara izmariti detayıyla yakalanan askerler Ayhan Özsıcak ve Davut Uçum’un profillerine şu sözlerle dikkati çekti:
"Bu iki isim, helikopter düştüğünde bölgeye giden Özel Kuvvetler/Arama Kurtarma ekibindeydi ve cihazları söktüler. Aradan yıllar geçti, bu iki isim 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı infaz etmek üzere Marmaris’e giden suikast timinin içinde yer aldı. Bu adamlar tutuklandığında FETÖ’nün avukat yapılanması hemen devreye girip bunların avukatlığını üstlenmeye çalıştı. Örgütün 'avukatlar imamı' durumu fark edip 'Ne yapıyorsunuz, bu bizim başımızı yakar, örgüt bağımız deşifre olur' diyerek müdahale etti. O dönem İzmir'de bulunan ve şu an Amerika'da firari olan Türkiye imamı Barbaros Kocakurt ve ekibi apar topar Amerika'ya Fetullah Gülen'e gitti. 2016 başındaki ByLock yazışmalarında aynen şu ifadeler geçiyor: 'Büyüğümüzle konuştuk. 2014'teki o takipsizlik kararlarını kastederek, olayı tereyağından kıl çeker gibi hallettik. Büyüğümüz bize dedi ki; bu kaza dosyası hepimizi yok edecek bir bombadır, nasıl olur da avukatlığını alarak böyle bir hata yaparsınız?' İşte FETÖ bu bombanın patlamasını engellemek için olayın yargıda üstünü tamamen kapattı."
"Soruşturmayı Yürüten Emniyet Ekibi Tamamen Tasfiye Edildi"
Adalet Bakanlığı'nın baskısıyla Ankara'daki 190 klasörlük devasa dosyanın yeniden Kahramanmaraş'a gönderildiğini, orada itirafçı olan Elazığ il imamı ve Elazığ avukatlar imamının adli süreçlerin nasıl manipüle edildiğini tek tek anlatmasına rağmen ana dava açılmadığını söyleyen Şener, dosyanın içinin boşaltıldığını belirtti.
Şener, "FETÖ'cü Abdullah Önder'in ifadesinin altına 'burada çok isim verdi ama başka dosyası olan varsa oraya gönderilecektir' yazılarak delil karartma suçu örtüldü. İşin en acı tarafı, geçen İçişleri Bakanlığı döneminde bu suikasti araştıran, ByLock oyununu çözen o kahraman emniyet ekibinin tamamı tasfiye edildi. Kimi Kayseri'ye sürüldü, kimi polis müfettişi yapıldı. Şu an KOM birimlerinde Muhsin Yazıcıoğlu suikastini bilen tek bir Allah'ın kulu bırakılmadı. İşte bu yüzden diyorum; Muhsin Yazıcıoğlu suikastine dokunan hakikaten yanıyor." şeklinde konuştu.
"Akın Gürlek Oyunu Bozuyor"
Bugüne kadar açılan davaların sadece "enkazdan ölümden yararlanarak hırsızlık" veya "görevi kötüye kullanma" gibi basit suçlamalarla sınırlandırıldığını, olayı ortaya çıkaran köy muhtarının bile sanık yapıldığını ancak FETÖ unsurlarına dokunulmadığını vurgulayan Şener, mevcut durumdaki olumlu gelişmeyi ise şu sözlerle aktardı:
"Şimdi Allah'tan bir devlet hafızası var. Adalet Bakanlığı bünyesinde Akın Gürlek ve ekibi adliyedeki bu tezgahı ve oyunu bozuyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı artık dosyaya bir bütün olarak, suikast ve örgütlü bir organizasyon olarak bakacak. Ben de tek başına bir gazeteci olarak, o dönem evimi talan eden bu FETÖ yapısının adliyedeki uzantılarından korkmuyorum. Ankara Savcılığı beni çağırdı, önümüzdeki günlerde gidip bildiğim tüm bu adli engellemeleri ve karanlık noktaları 'bilgi veren' sıfatıyla resmi ifademde tek tek anlatacağım."
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler

Son Haberler
AK Parti Sözcüsü Çelik: NATO'nun en büyük şansı Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde Türkiye'de yapılacak olması
Umman: Hürmüz Boğazı'nda geçici deniz koridoru için IMO ile koordinasyon sağlandı
AK Parti Grup Başkanvekili Usta'dan Kırıkkale'deki patlamaya ilişkin taziye mesajı
MHP'li Özyürek: Deprem Bölgesindeki KDV İstisnasının Uzatılması Ortak Sorumluluğumuzdur