CHP Elazığ Milletvekili Erol'dan 'terörle mücadele ve milli birlik' vurgusu
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, terörle mücadele ve milli güvenlik konularının siyasi parti politikası değil, kalıcı bir devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.
10.08.2026 18:59
Gürsel Erol, konuşmasında terör örgütlerince hedef alınmasından dedesi Diyap Ağa'nın Birinci Meclis'teki sözlerine, güvenlik harcamalarından bölgesel tehditlere kadar pek çok konuyu değerlendirerek Meclis gündemindeki kanun teklifine "evet" oyu vereceğini açıkladı.
"2017'den Bu Yana Devletin Koruması Altındayım"
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, konuşmasına Türkiye'de gelen kanun teklifinin içeriğiyle ilgili en detaylı bilgiyi verecek milletvekillerinden biri olduğunu belirterek başladı. Bölgede geçmişte terörle mücadelede her zaman devletten yana net bir tavır sergilediğini ifade eden Erol, yaşadığı süreçleri şu sözlerle aktardı:
"2017 yılında Tunceli Milletvekilliği dönemimde ilimizde Necmettin Yılmaz diye bir öğretmen terör örgütlerince katledildi. Ben o dönem Tunceli Milletvekili sıfatıyla terör örgütlerine karşı meydan okuyarak bir yürüyüş yaptım. Bu yürüyüşten sonra terör örgütleri benim infaz kararımı vererek ölüm emrimi verdiler ve ben 2017 yılından bugüne kadar yakın koruma kararıyla devletin koruması altındayım."
Munzur Gözeleri'nde mescit yapılmasıyla ilgili yürüyüşlere verdiği tepkiler sonrasında da sosyal medyadaki sahte hesaplardan yüzlerce ölüm tehdidi aldığını kaydeden Erol, babasının mezarı ve köyünün tarif edilerek hedef gösterildiğini dile getirdi.
"Kişisel Sorunumuz Değil, Milli Bir Mesele"
Yıllardır karşı karşıya kaldığı risklere rağmen konunun bireysel tepkilerle değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Erol, görüşülen kanunun ülkenin genelini ilgilendiren milli bir mesele olduğunu söyledi.
Cumhuriyete sadakatiyle bilinen ve devlet geleneğinden gelen bir aileye mensup olduğunu vurgulayan Erol, Birinci Meclis Tunceli Milletvekili olan büyük dedesi Diyap Ağa'nın tarihi konuşmalarını hatırlattı. Diyap Ağa'nın, Yunan ordusu Polatlı'ya dayandığında Meclis'in Kayseri'ye taşınması tartışmalarında "Beyler biz buraya ölmeye mi kaçmaya mı geldik?" diyerek irade koyduğunu belirten Erol, 3 Kasım 1922 tarihindeki Lozan görüşmeleri öncesi yaptığı konuşmayı ise şu sözlerle aktardı:
"Diyap Ağa o gün meclis kürsüsünden şöyle demişti: 'Hepimiz biliyoruz ki ve söylüyoruz ki dinimiz, diyanetimiz, aslımız ve neslimiz hep birdir. Bizim içimizde ayrılık gayrılık yoktur. İsmimizle, dinimizle, Allah'ımızla birdir. Hep biriz, kardeşiz. Türklük ve Kürtlük üzerine birbirimize düşmanlık üretilemez, hepimiz aynı milletin evladıyız.' İşte bugün Diyap Ağa hangi noktadaysa ben de o noktadayım."
"Terörle Mücadele Güvenlik Güçlerinin, Terörizmle Mücadele TBMM'nin Görevidir"
Terörle mücadele ve terörizmle mücadele kavramları arasındaki farka değinen CHP'li Erol, "Terörle mücadele güvenlik güçlerinin işidir ama terörizmle mücadele Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görevidir" dedi.
Geçmişten bu yana yaklaşık 20 hükümet, 6 cumhurbaşkanı, 12 başbakan ve 15 genelkurmay başkanı değiştiğini hatırlatan Erol, bu süreçte kamu bütçesinden toplamda 2,3 trilyon dolar harcandığına dikkat çekti. Türkiye'nin mevcut özel sektör ve kamu borcunun 550 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirten Erol, bu devasa bütçenin yatırıma, eğitime, teşvike ve kalkınmaya dönüştürülmesi durumunda Türkiye'nin Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden biri olabileceğini ifade etti.
Güvenlik politikalarının bugüne kadar askeri, polisiye ve adli tedbirlerle, OHAL uygulamalarıyla, koruculuk sistemiyle, gıda ambargolarıyla, köy boşaltma ve isim değiştirmelerle denendiğini ancak kesin sonuç alınamadığını kaydeden Erol, terörün gerekçeleri ortadan kaldırılmadığı sürece terörizmle mücadele edilemeyeceğini, meclis'te görüşülen kanunu da terörizmle mücadele adımı olarak gördüğünü belirtti.
"Güvenlik Bir Parti Politikası Değil, Devlet Politikası Olmalı"
Dünyadaki gelişmiş ülkelerde ana omurgayı oluşturan devlet politikaları bulunduğunu belirten Erol, Finlandiya'nın eğitim, Almanya'nın sanayi, Japonya'nın kültür ve Hollanda'nın tarım politikalarının iktidarlar değişse de sabit kaldığını örnek gösterdi.
Türkiye'nin güvenlik politikasının bir parti politikası değil, milli bir devlet politikasına dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, etraftaki bölgesel tehditlere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Etrafımızda bir ateş topu var. Bir tarafta Amerika-İran savaşı, bir tarafta Orta Doğu'daki sınırların değişme riski, İsrail'in yayılma politikası, Rusya-Ukrayna savaşı, Kıbrıs meselesi ve Ege'de Yunan adalarının silahlanması... Bunların her biri bizim için kısa vadede olmasa bile uzun vadede güvenlik riskidir. Devlet tabii ki tedbir alacak ve bunu devlet politikası haline getirecektir."
"Siyasetçinin Görevi Seçmeni Ülke Gerçeklerine İkna Etmektir"
Siyasetçinin görevinin sadece seçim bölgesindeki seçmenin anlık tepkilerine göre hareket etmek değil, ülke gerçeklerine göre seçmeni ikna edebilmek olduğunu savunan Erol, temsil ettiği Elazığ örneğini verdi. Cumhur İttifakı'nın 4, CHP'nin ise 1 milletvekili çıkardığı Elazığ'da meseleyi bir parti meselesi olarak görmediğini söyleyen Erol, önceliğin kişisel ya da partisel ikbal değil, devlet adına doğru yerde durmak olduğunu ifade etti.
Siyasetin geçici, devletin ise kalıcı olduğunun altını çizen Erol; Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan gibi liderlerin gelip geçtiğini, partilerin değiştiğini ama devletin ve yurttaşların kalıcı olduğunu hatırlattı.
Toplumsal Uzlaşma ve Ortak Kimlik Vurgusu
Toplumsal uzlaşmanın sağlandığı dönemlerde hiçbir gücün Türkiye'ye engel olamayacağını belirten CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nı örnek gösterdi. MSP-CHP koalisyon hükümeti sayesinde tüm ambargolara rağmen harekatın gerçekleştirildiğini belirten Erol, tek başına bir iktidarla bu başarının elde edilemeyebileceğini, milli duruş gerektiren konularda siyasi hesap yapılmaması gerektiğini söyledi.
Türkiye Cumhuriyeti çatısı altındaki birlikteliğe vurgu yapan Erol, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
"Biz Türk olabiliriz, Kürt olabiliriz, Alevi olabiliriz, Sünni olabiliriz, Zaza, Çerkez, Laz, Gürcü olabiliriz... Ama hepimizin bir tek ortak kimliği var: Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmak. Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünü bu kanundan sonra herkes söyleyebilmeli. Bu kadar riski alan, bölgede devletçi diye tanınan, terör örgütlerine meydan okuyan bir milletvekili olarak bu konuyu devletin bekası ve devlet meselesi olarak gördüğüm için evet oyu kullanacağımı bilgilerinize sunarım."
Etiketler:
Kaynak:
Haber MerkeziYorumlar (0)
İlgili Haberler
Son Haberler
Milli para yüzücü Defne Kurt, Fransa'da Avrupa şampiyonu oldu
Selin Hürmeriç, Dünya Gençler Artistik Yüzme Şampiyonası'nda 9. oldu
Bakan Işıkhan, Muğla'daki 33. Yayla Seki Yağlı Pehlivan Güreşleri'ni izledi
Bakan Çiftçi: İçişleri Bakanlığı olarak bu ve bundan sonraki süreçte Terörsüz Türkiye dönemine güçlü bir destek vereceğiz