Yükleniyor...

Akl-ı Selim Kazanacak: "Terörsüz Türkiye" Ufku ve Ezber Bozan Gerçekler

06.08.2026 17:49

Akl-ı Selim Kazanacak: "Terörsüz Türkiye" Ufku ve Ezber Bozan Gerçekler

Türkiye ne zaman tarihi bir virajın eşiğine gelse, ne zaman onlarca yıldır enerjisini, insan kaynağını ve ekonomik gücünü emen devasa bir sorunu çözme iradesi gösterse, muazzam bir gürültü kopar. Ses tellerini terörün devamına, krizlerin sürmesine ve çatışma iklimine borçlu olanlar; derhal en iyi bildikleri işe sarılırlar: Korku pompalamak, dezenformasyon üretmek ve samimi hedefleri iftiralarla gölgelemek.

Bugün "Terörsüz Türkiye" vizyonuna karşı yürütülen yürütülen karalama kampanyaları da bu kuralın bir istisnası değil. Toplumu yılgınlığa sürüklemeye, devletin kararlılığını sorgulatmaya ve atılan stratejik adımları çarpıtmaya çalışanlar, yalan ve iftira vagonlarına yükledikleri söylemlerle sahnede.

Peki, bu çığırtkanlığın arkasındaki ezberler ve onların ardındaki hakikatler neler? Gelinen noktayı soğukkanlılıkla ve akl-ı selimle okumak şart.

Yalan 1: "Devlet Zaaf Gösteriyor, Taviz Veriliyor"

Gerçek: Türkiye Cumhuriyeti Devleti; güvenlikçi politikalar, saha hakimiyeti ve istihbarat kapasitesi bakımından tarihinin en güçlü dönemini yaşamaktadır. "Terörsüz Türkiye" hedefi, bir zafiyetin ya da sıkışmışlığın değil; tam aksine, terör örgütlerinin belinin kırıldığı, hareket kabiliyetlerinin sıfırlandığı bir özgüven ve güç döneminin sonucudur. Devlet, terörle mücadelede kazandığı askeri ve güvenlik üstünlüğünü, kalıcı bir toplumsal huzura dönüştürmek istemektedir. Masada taviz değil, terörün tamamen tasfiye edilmesi iradesi vardır.

Yalan 2: "Şehitlerin Kemikleri Sızlatılıyor"

Gerçek: Bu söylem, kamuoyunun hassasiyetlerini istismar eden en insafsız iftiralardan biridir. Şehitlerimizin aziz hatırasına yapılacak en büyük saygı; bu topraklarda bir tek evladımızın dahi teröre kurban gitmeyeceği, anaların gözyaşının tamamen dineceği bir istikbali inşa etmektir. Terörü sonsuza dek bu ülkenin gündeminden çıkarmak, şehitlerimizin emanet ettiği vatanı müreffeh ve güvenli bir geleceğe taşımaktır.

Yalan 3: "Bölgesel Gerçeklerden Kopuk Bir Adım"

Gerçek: Etrafımızın yangın yerine döndüğü, küresel güçlerin sınırlarımızın yanı başında yeni haritalar çizmeye çalıştığı bir dönemde; iç cepheyi sağlam tutmak bir tercih değil, milli güvenlik zorunluluğudur. Türkiye, terör aparatını elinde tutan küresel aktörlerin oyununu bozmak, kendi iç bütünlüğünü çelikleştirmek zorundadır. Terörsüz bir Türkiye, sınır ötesindeki tehditlere karşı da çok daha dirençli ve bölgesel oyun kurucu bir güç demektir.

Statükodan Beslenenlerin Korkusu

Sürece karşı çıkanların asıl sancısı, milletin huzuru değil; ellerinden kayıp giden siyasi ve ideolojik sermayeleridir. Yıllarca terör üzerinden siyaset üretenler, korku ikliminden oy devşirenler ve toplumun fay hatlarını kaşıyarak varlığını sürdürenler, terörün olmadığı bir Türkiye'de söyleyecek sözleri kalmayacağını çok iyi biliyorlar.

Unutulmamalıdır ki: Terörle mücadele sadece dağda, sınırda ya da sahada silahla yürütülen bir süreç değildir. Terörle mücadelenin nihai noktası, terörün varlık gerekçelerini ve istismar alanlarını tamamen ortadan kaldırmaktır.

Sonuç: Birlik ve Huzur Kazancımız Olacak

Türkiye; Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkes'i ile bin yıllık bir kardeşlik hukukuna sahiptir. Terör örgütleri ve onların iplerini elinde tutan odakların tek hedefi bu hukuku sakatlamaktı. "Terörsüz Türkiye", bu kalleş planın çöpe atılması, milletin kendi geleceğine tek bir vücut olarak sahip çıkması demektir.

Gürültü çıkaranların, yalan yayanların ve iftira atanların sesleri bir süre daha çınlayabilir. Ancak tarih; felaket tellallarını değil, cesaretle barışı, huzuru ve devletin bekasını savunanları yazacaktır. Bu millet, algı operasyonlarına prim vermeyecek kadar feraset sahibidir. Terör bitecek, Türkiye büyüyecek; kazanan milletimiz olacaktır.

www.haberotesi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Haber Ötesi'ne aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Yorumlar (0)