AK Parti Grup Başkanı Güler: Bu kanun her yönüyle terörsüz Türkiye hedefi noktasında gerçek manada bir Türkiye modelidir
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM bünyesinde kurulan komisyonun raporuna dayanarak hazırlanan kanun teklifinin, Türkiye'nin kendi dinamikleriyle terör sorununu bitirmeyi amaçlayan yerli bir model olduğunu belirterek, "Bu toprakların evlatları Türküyle, Kürtüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle samimiyetle bu sorunu çözmek ve gelecek Türkiye yüzyılına daha sağlam adımlarla yürümek istiyor." dedi.
10.08.2026 16:44
TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen kanun teklifi üzerindeki görüşmelerde AK Parti Grubu adına söz alan Abdullah Güler, sürecin teknik ve hukuki boyutlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin katılımıyla kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarını hatırlatarak başlayan Güler, komisyonun 5 Ağustos 2025'ten itibaren yaklaşık 20 toplantı yaptığını, baro başkanları, şehit ve gazi dernekleri, akademisyenler ile hukukçuların da aralarında bulunduğu 137 kişiyi dinlediğini aktardı.
Güler, tüm parti gruplarının desteğiyle 18 Şubat 2026'da yayımlanan komisyon raporunun TBMM'nin temsil gücünü ve demokratik meşruiyetini yansıttığını dile getirdi.
"En büyük yalanlardan biri kanunu üç kişinin bildiğidir"
Düzenlemenin "gizli kapılar arkasında hazırlandığı" yönündeki eleştirilere tepki gösteren Güler, şunları kaydetti:
"Bugünlerde duyduğum en büyük yalanlardan biri bu kanunu üç kişinin bildiğidir. Bu kanunu çok insan biliyordu çünkü raporumuz aleni, internet sitesine giren herkes görür. Raporun yasal düzenleme önerilerini içeren 6 maddesini okuyanlar, kanun teklifinin ana kaynağını ve ne olduğunu çok net görecektir. Süreç tamamen şeffaf ve bu raporun bir parçası olarak yürütülmektedir."
Kritik eşik: "Silah bırakma ve tasfiyenin teyit edilmesi"
Güler, kanun teklifinin amacının açık olduğunu belirterek, terör örgütü PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve mühimmatını teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ile Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilmesinin sürecin "en kritik eşiği" olduğunu vurguladı.
Teklifin örgüt mensuplarının durumunu tek tip bir kategoride ele almadığını belirten Güler, "Örgüt mensupları bakımından fiilin niteliği ve kişinin örgüt içindeki konumu esas alınarak farklılaştırılmış, ölçülü ve denetlenebilir bir hukuki çerçeve oluşturulmuştur. Bireysel sorumluluğun kapsamı ve yoğunluğu merkeze alınacaktır." ifadelerini kullandı.
Güler, yargılama ve infaz süreçlerinde yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay aşamalarında failin lehine olan hukuki durumların ve erteleme kapsamındaki hususların dikkate alınacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında izleme kurulu
Uygulama sürecinin takibi için bir izleme mekanizması kurulacağını açıklayan Güler, kanunun Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında; Adalet, Dışişleri, İçişleri, Milli Savunma Bakanları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri'nden oluşan bir kurulun görev yapacağını bildirdi.
Kamuoyunda tartışılan "memnu hakların iadesi" ve siyasi haklara ilişkin değerlendirmelere de değinen Güler, TCK kapsamındaki hak yoksunlukları ile milletvekili seçilme yeterliliğinin karıştırılmaması gerektiğini, adaylık süreçlerindeki nihai kararın Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve il seçim kurullarına ait olduğunu kaydetti.
"Dış müdahale yok, Türkiye modeli var"
Dünyadaki diğer örneklerden farklı olarak sürecin tamamen milli imkanlarla yürütüldüğünü belirten Güler, şu ifadeleri kullandı:
"Dünya örneklerine bakıldığında IRA veya ETA süreçlerinde üçüncü gözler, dışarıdan müdahaleler vardı. Bizde bu yok. Bu toprakların evlatları Türküyle, Kürtüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle samimiyetle bu sorunu çözmek ve gelecek Türkiye yüzyılına omuz omuza yürümek istiyor. Bu kanun her yönüyle terörsüz Türkiye hedefi noktasında gerçek manada bir Türkiye modelidir."
Güler, konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2009 yılındaki bir konuşmasına atıfta bulunarak, "Biz artık Botan Çayı'nda serinlemek, Zap Suyu gibi coşmak, Dicle, Fırat, Murat gibi barışa ve kardeşliğe akmak istiyoruz. Munzur'da kardelenler, Ağrı'da çiğdemler derleyip annelerimize vermek istiyoruz. Bedeli ne olursa olsun bu kardeşlik ve bütünleşme projesini hep birlikte başaracağız." sözleriyle tamamladı.
Etiketler:
Kaynak:
AAYorumlar (0)
İlgili Haberler
Son Haberler
Milli para yüzücü Defne Kurt, Fransa'da Avrupa şampiyonu oldu
Selin Hürmeriç, Dünya Gençler Artistik Yüzme Şampiyonası'nda 9. oldu
Bakan Işıkhan, Muğla'daki 33. Yayla Seki Yağlı Pehlivan Güreşleri'ni izledi
Bakan Çiftçi: İçişleri Bakanlığı olarak bu ve bundan sonraki süreçte Terörsüz Türkiye dönemine güçlü bir destek vereceğiz